11 Ekim 2015 Pazar

TERCİH DEĞİL MECBURİYET

İtiraf edelim, uzun vadeli yatırımcı olmak çoğumuz için bir tercihten öte mecburiyet olmuştur.  Ne yazık ki para kazandığımız için değil para kaybettiğimiz için uzun vadeli yatırımcı oluyoruz.

Uzun vadeli yatırımcı olmak ezbere önerilen bir yöntem. Örneğin her yıl düzenli kar payı dağıtan, doğru ve dürüst yönetilen, gelecek vadeden bir şirketin hisse senedini alıp uzun vadeli ortak olmak iyidir. Siz bir de ortak olduğu şirket  her sene düzenli zarar açıklayan, hisse senedinin  fiyatı her yıl bir önceki yılın altına inen yatırımcıya uzun vadeli yatırımcı olmayı sorun.

Uzun vadeli yatırımcı olmak, her günün iniş çıkışlarından uzak durmak isteyen, piyasayla yakından ilgilenemeyen yatırımcılar için fena bir yöntem değil.  Uzun vadeli yatırımcı olmayı bilinçli bir şekilde tercih etmişseniz, yani ne yaptığınızın ya da ne yapamadığınızın farkındaysanız sorun yok. Sorun başka yerde.

Bir yatırımcı nasıl uzun vadeli yatırımcı olur? Genellikle bugün alıp yarın kazançla satmayı düşündüğü işlemi beklentileri karşılamayınca, zarar karşısında donan yatırımcı tipi, kısa vadeli işlem yapan ama işlem sonucunda zarar kesip kenara çekilmek yerine soranlara “ben zaten uzun vadeli düşünüyorum “ diyen yatırımcı profili.  Zarar kesmek yerine ümit kestiği  için uzun vadeci olan yatırımcı.

Zararı daha da büyüten bu vade uyuşmazlığından kurtulmak için en baştan yatırım vadesinin belirlenmesi gerek. Yapılan işlemlerin sonuçlarının, işlem vadesini hızlıca değiştirmesine izin verilmemeli. Çok kritik gelişmelerin tabloyu değiştirdiği dönemleri elbette dikkate almak gerek. İşlem yapmadan önce hangi seviyeden kazançla çıkacağınızı hangi seviyeye kadar zarara tahammül edebileceğinizi belirlerseniz, işlem yapıp “taraf” olduktan sonra yaşananlar kararınızı ve işlem vadenizi değiştirmez ( taraf olduktan sonra sizi doğrulayacak kanıtlar arar, tersini görmek istemezsiniz) Böylece aslında vadeye değil hedeflediğiniz kar-zarar noktalarınıza bakarsınız. 

Hedefiniz yoksa, vadeniz  olmuş ne işe yarar?

Yatırımcılar için zor bir dönemdeyiz. Hangi dönem kolaydı ki diyebilirsiniz ama 2008’den sonra merkez bankalarının ekonomik sistemlerin tamamına ağırlıklarını koyduğu dönemde uzun vadeli yatırımcı olmak gerçekten zorlaştı. Krizi en az hasarla atlatmak için merkez bankalarınca uygulanan devasa parasal genişleme, sıfıra yakın faiz politikasının dünyayı getirdiği nokta belli. Bol ve ucuz paranın sarhoşluk etkisi geçiyor ama dünya normalleşemiyor. Hala bol ve ucuz parayla elde edilen ekonomik  kazanımların korunup korunamayacağını tartışıyoruz. 

Otoriteler çelişki içinde, artık söylenenlerle yapılanlar-gerçekler örtüşmüyor. Sözlü yönlendirmelerle de bir yere kadar. Bu durum ABD özelinde böyle, gelişen ülke piyasaları için ise hem ciddi fırsatlar hem de sarsıntı yaratabilecek risk unsurları var. Merkez bankaları ve otoriteler bile 3 ay sonrası için net konuşamıyorken, belki yılın son çeyreği için bir kez daha alttaki üç öneriyi tekrarlayabiliriz;

1-      İlk amaç mevcut varlığınızı korumak olsun
2-      Yüksek kazançlar peşinde olmayın

3-      Enflasyon üzerinde kazancı kısa vadede elde ettiyseniz ( kabaca yıllık enflasyon %8, siz 1 ayda %8 kazandıysanız)  daha fazlası için hırslanmayın, kenara çekilmeyi bilin

27 Eylül 2015 Pazar

EKONOMİ OKUMAK EĞLENCELİDİR AMA SHERLOCK HOLMES OKUMAK DAHA EĞLENCELİDİR

Ekonomide gidişatı anlamak, yatırım kararlarını sağlıklı bir şekilde verebilmek için okumak-takip etmek gerek (izlemek demedim). Bu okumalar mecburen ülke ve dünya ekonomisini, sektör analizlerini, varlık değerleme tahminlerini, bolca araştırma raporunu kapsayacak. Ancak  yeterli olmayacak. Bir adım ötesinde sosyoloji, toplum ve birey psikolojisi okumaları da gerekecek çünkü genelde ekonomiyi, özelde yatırım kararlarını sadece rakamlar üzerinden makro-mikro verilerle anlamak mümkün olmayacak, insan etkisi piyasalarda payı göz ardı edilemeyeceği için bu bölüm özel ilgi gerektirecek. 

Uluslararası ilişkilerin piyasaları geçmişte nasıl etkilediği, gelecekte nasıl etkileyeceği de incelenmesi, takip edilmesi gereken asli başlıklardan biri olacak. Özetle piyasaları takip eden yatırımcılar çok okumak zorundalar

Ekonomi okumak eğlencelidir ama Hercule Poirot ya da Sherlock Holmes okumak bana göre çok daha eğlencelidir. Bir yatırım kararı almak ince detayları görüp, ortaya bir resim koymak ve bu resmin yatırımcıyı ve çevresini nasıl etkileyeceğini öngörmek, görünmeyeni görme çabası içinde farklı akıl yürütmelerle kalabalığın içinden sıyrılmaksa, Hercule Poirot’nun veya Sherlock Holmes’ün katili bulma yöntemi yatırımcılara ilham verebilir. İnsan ruhunu çözmede Dostoyevski veya Tolstoy da önerilir.

Nasıl analitik düşünülür? Karşımıza çıkan bir olay nasıl incelenir? Fırsatı nasıl görür kendinizi nasıl korursunuz? Felaket anında nasıl hayatta kalırsınız? Bir aldatmacayı nasıl hissedersiniz? Nasıl keskin zekalı olunur… gibi sorulara cevap arayalım. 

Nasıl analitik düşünülür? (Sherlock Holmes bir cinayeti nasıl çözüyor ya da yatırımcı piyasaya bakarken neye dikkat etmeli?)


Size görüneni ya da gösterileni değil görünmeyeni düşünün ve şu soruyu sorun: 

NEDEN? 

Katilin uşak olduğu aşikarsa, uşak neden evin hanımını öldürsün? Doların değer kazanması ABD ekonomisini zorlayacak deniyorsa Fed neden faiz artırsın? Neden sorusunun cevabını düşünürken  ön yargıların aklınızı gölgelemesine izin vermeyin. Her türlü olasılığa açık olun. Katil gerçekten uşak olabilir veya değerli dolar ABD için gerçekten  ilk tercih değildir, bunu tarafsız bakışla gözden geçirin. Elde ettiğiniz bulgularla ikna olun, zaten ikna olduğunuz için önünüze gelen veriyi eğip bükmeyin.

Neden uşak evin hanımını öldürsün  veya Fed neden faiz artırsın sorusuna tek cevap buluyorsanız muhtemelen yanılıyorsunuz. Bu noktada yapılacak şey, ihtimalleri sıralarken en düşük olasılığı elemek. Uşak evin hanımını öldürdü çünkü ona karşılıksız aşk besliyordu, Fed faiz artırmalı çünkü istihdam piyasası güçlü…Eleyin

Tahmin dürtünüzü bastırın. Tahmin dogmatizmden gelir, bir şey yanlıştır ama  o şeyin doğru olduğuna dair kesin inanca sahip olunabilir. Bu durumda başkasının yanlış dediği sizin açınızdan doğru olabilir. Tahmin etmeyin, öngörmeyin, anlamaya çalışın. Meselenin doğruluğu veya yanlışlığı tartışılırken esas kaçırılabilir. Katilin uşak olup olmaması veya Fed’in 2015 yılı içinde faiz artırmamasının yanlış olacağı fikri gözlemciye bir şey kazandırmaz. Çünkü yatırımcı piyasada haklı olmak yerine kazançlı çıkmayı tercih edecektir, etmelidir.  

Hesabınızdaki bakiye büyüsün, doğruluğu veya yanlışlığı sonra eş dostla tartışırsınız. 


Ama kazanmak da bir yere kadar, bilginizi konuşturmayacaksanız ekonomi okumanın ne anlamı var değil mi? 


15 Temmuz 2015 Çarşamba

Tahminler ve ölümcül bileşimler

CXO Advisory Group borsa "uzmanları" tarafından yıllar içinde yapılan 6 binden fazla tahmini inceledi. Bu tahminlerin genel doğruluk oranı %47.4 çıktı. Yazı-tura oyununda tahmin başarısından yüksek olamayacak bir sonuç...

Öngörüde başarısız olmanın özelliklerinde ilk sırada listelenen ise "dogmatizm". Aslında doğru olduğunu bilmediği halde bir şeyin doğru olduğu konusunda sarsılmaz inanca sahip olmak. Dogmatik kada öngörü tamamen yanlış çıktığında bile kendisinden müthiş derecede emin olmaya devam ediyor. Hem ukala hem kibirli hem de hatalı olmak öldürücü bileşim. halbuki temkinli bir seçenek var; gelecek düşündüğümüzden çok daha az bilinebilir, itiraf edin yeter. Ne yazık ki bu durum nadiren gerçekleşir. Ne kadar yanlış da olsa akıllı insanlar kulağa akıllı gibi gelen öngörülerde bulunurlar.

Nobel ödüllü olmanız da sizi engelleyemez. Paul Krugman ne demiş 1998'de " internetteki büyüme ciddi şekilde yavaşlayacak, çünkü insanların aslında birbirine söyleyeceği o kadar da şey yok. 2005 yılı civarına gelindiğinde internetin ekonomi üzerindeki etkisi bir fax makinesinin etkisinden daha fazla olmayacak"

Bugün Google, Amazon ve Facebook'un piyasa değeri çoğu ülkenin milli geliri üzerinde. Apple'ı hesaba katmıyoruz bile. Google+amazon+facebook+apple, kaç fax makinesi eder?

Bilmiyorum demenin konforunu yaşamak varken, "bildi" dedirtmek için "atmanın" ne gereği var. Ha tutarsa kahraman olurum tutmazsa unutulur gider diyorsanız yanılıyorsunuz, dünya değişti, Google ufak bir arama ile herşeyi hatırlatır.

Kaynak: Görünmeyen Ekonomi Boyner Yayınları

30 Nisan 2015 Perşembe

Merkez enflasyon beklentisini 5.5'dan 6.8'e revize etti..Yani?


Avrupa'da neler oluyor?

AB borsaları  yılbaşından bu yana ilk defa bir ayı düşüşle kapatıyor. Alman Dax endeksi 12227 seviyesinden başladığı nisan ayında 11400 seviyesine geriledi %6.7 oranında düştü. Bölge için ölçek diyebileceğimiz FTSE Eurofist 300 endeksi %0.7 oranında geriledi.

Daha ilginç bir gelişme ise bono piyasasında izleniyor.
Alman 10 yıllığı 0.49 seviyesini gördükten sonra 0.38’e kadar
İtalya 10 yıllığı 1.17 seviyesinden 1.48 seviyesine
İspanya 10 yıllığı 1.16’dan 1.45 seviyesine
Fransa 10 yıllığı  0.33’den 0.67 seviyesine kadar yükseldi.

Bonoda ve borsalarda yılbaşından bu yana yaşanan coşkununun ana sebebi ECB’nin tahvil alım programıydı. Mart ayında ECB tahvil alımına başladı. Bu arada euro değer kaybetti, Euro/Dolar paritesinde nisan ayında 1.05’li seviyeler bir kez daha görüldü. Euro fonlama parası, carry trade parası haline geldi, tahvil-bono piyasasında coşkulu alımlara sebep oldu, borsalar yükseldi, fakat euro değer kazanmaya başlayınca tablo tersine dönmeye başladı. Euro sat-riskli varlıkları al pratiği, birikmiş pozisyonlarda son gelen ABD 1. Çeyrek büyüme rakamının hayal kırıklığı ile (dolar sat)  pariteyi yükseltti, Euro/Dolar paritesi 1.1250 seviyesine yükseltti. Bu yükseliş riskli varlıkları bırak-euro’ya geç dedirtti.


1.1060 seviyesi üzerinde kalan paritede teknik anlamda 1.15 seviyesine kadar anlamlı bir direnç görünmüyor. Bu noktada ana koşul 1.1060 seviyesi üzerinde kalmak olacak. Fed faiz artırımı için bu büyümeyle hangi faiz artırımı dedirtip en yakın vadede topu hazirana atmışken önümüzdeki 1 aylık vade, üzerinden Yunanistan fırsatını da atarsa euro için değerlenme fırsatı verebilir.

Fed: yeni bir şey yok

Fed açıklamalarında yeni ve sürpriz diyebileceğimiz bir başlık yok. Fed hala piyasaların ne haddinden fazla gevşemesine ne de aşırı stresle baskı altında kalmasına razı değil, ip üstünde ilerleyen Fed dengelerin hızlıca bozulması riskini alabilecek durumda değil.  Bu yüzden “sözlü yönlendirme” denilen “güvercin-şahin-sabırlı-sabırsız” tanımlamaları ile varlık alım programının sonlandırılması en az hasarla atlatıldı, faiz artırım sürecinde de aynı performans sergileniyor. 

Ancak, varlık alımının sonlandırılacağı açıklamaları ve azaltım süreci nasıl piyasaları çalkaladıysa (özellikle gelişmekte olan ülkeleri) bir benzerini faiz artırım sürecinde de yaşayacağız, bu bir yıkım değil ama dalgalanma ve hazırlıklı olmak gerek.

Dün akşamki açıklamalardan sonra faiz artırım beklentilerinde önemli bir değişiklik yok. Fed “haziran ayında faiz artırmam” demediği için dolar değer kazandı yorumlarına “Fed bu toplantıda böyle bir garanti verir miydi” denebilir. Hala ilk faiz artırımı için eylül ve max. 25 bp ile başlanması yüksek ihtimal. Ama bugün 0.2 büyüme varken koşa koşa faiz artırımına gidecek Fed yok.

Büyüme konusunda her ne kadar iyimser beklentilerin korunduğu ifadeler duysak da 0.2 büyüme kötü. Kış koşulları vs. elbette ekonomik aktiviteyi etkiler ama ABD için büyümek demek tüketmek demekse o tüketim iştahı bir türlü artmıyor, tasarruf rakamı artıyor. Buna tüketici tedirginliği diyoruz, gelecekten emin olamama hali.


Yine de önümüzdeki aylarda artan istihdam, hızlanan ekonomik aktivite, daha hızlı büyüyen ABD görürsek faiz artırımına daha yakınız diyeceğiz.