11 Şubat 2026 Çarşamba

ÇİN OTOMOBİLİ TUZAĞI

PARILTILI ÇÖP VE SON SAHİBİ OLMA RİSKİ

Piyasa rengarenk ışıklar, dev ekranlar ve fütüristik tasarımlarla dolu Çinli araçların istilası altında. Ancak bir malın ucuz ve gösterişli olması, onun iyi bir yatırım olduğunu göstermez. 

Otomobil Türkiye şartlarında sadece bir ulaşım aracı değil, aynı zamanda bir yatırım aracıdır. Bir Alman veya Japon otomobilini aldığında, onu nakde çevirmek istersen dakikalar içinde alıcı bulursun. Ancak Çinli bir otomobilin ikinci el piyasası tam bir kumardır. Galericiler takasa alırken ölü fiyat verir, biniciler güvenip yanaşmaz. Bugün ucuza aldığını sandığın o araç, satarken sana servet kaybettirir. Nikah şahidi gibidir, sadece o gün işe yarar, sonrasında kimse yüzüne bakmaz.


Bir kaza yaptığında veya bir elektronik arıza yaşadığında gerçek kabus başlar. Basit bir tampon veya far için aylarca Şanghay'dan gelecek gemiyi beklersin. Distribütörlerin servis ağları yetersiz, ustaları tecrübesizdir. Avrupa markalarında her sanayi sitesinde parça bulabilirken, Çinli araçta markanın resmi servisine mahkum olursun. O servis de sana parça yok, bekle der. Araban serviste yatarken sen taksi parası ödersin.

Çin'de yüzlerce otomobil markası var ve bunların çoğu devlet sübvansiyonuyla ayakta duruyor. Sübvansiyon bittiğinde bu markaların yarısı iflas edecek veya birleşecek. Bugün Türkiye'ye giren markanın 5 yıl sonra hala var olacağının, yedek parça üreteceğinin garantisi yoktur. 10 yıl önce piyasaya giren bazı Çinli markaların bugün esamesi okunmuyor, o araçların sahipleri hurdalıklarda parça arıyor.

Devletler cari açığı kapatmak ve yerli üretimi korumak için Çinli araçlara ek vergiler ve kotalar getiriyor. Yarın sabah bir kararname ile yedek parça ithalatı zorlaştırılabilir veya ek vergi gelebilir. Bu jeopolitik risk, aracının değerini bir gecede çöp edebilir. Siyasi rüzgarlara bu kadar açık bir mala sermaye bağlanmaz.

Bu araçlar mekanik bir makineden çok, tekerlekli bir veri toplama cihazıdır. Yüz tanıma sistemleri, sesli komutlar, konum verileri... Tüm mahremiyetin Çin'deki sunuculara akıyor. Bugün umursamayabilirsin ama verinin güvenliği ulusal güvenlik meselesidir. Ayrıca yazılım odaklı bu araçlar, 3-5 sene sonra güncelleme almadığında donanımı yetersiz kalan eski bir cep telefonuna döner, yavaşlar ve hata verir.

Araba alırken donanıma, deri koltuğa veya büyük ekrana değil, markanın köklülüğüne, ikinci eldeki likiditesine ve parça bulunurluğuna bakılır. Çin malı otomobil almak, parasıyla Rus ruleti oynamaktır. Akıllı yatırımcı, maceraya atılmaz, kendini kanıtlamış limanlara park eder.


16 Ocak 2026 Cuma

GÜNÜN FLAŞ GELİŞMESİ: Gümüşte Soluklanma - Çin'den Uyarı

Gümüşün 90$ üzerindeki hareketinin ardından bugün  gelen kâr satışları ve Çinli düzenleyicilerin (CICC notu) spekülatif hareketlere karşı uyarısı piyasayı dalgalandırdı.




1. EMTİA (Altın, Gümüş, Petrol)

Kurumlar: CICC, Goldman Sachs, UBS, Macquarie

  • CICC (Çin Uluslararası Sermaye Şirketi - Acil Not):

    • Gümüş: Şanghay piyasasında endüstriyel oyuncuların yüksek fiyattan alımı yavaşlattığını rapor etti. "Kısa vadeli bir düzeltme (pull-back) kaçınılmaz olabilir" uyarısı yaptılar. Destek seviyesi olarak 84-85$ bandını işaret ediyorlar.

    • Strateji: "Aşırı ısınma var, yeni alım için acele etmeyin."

  • GOLDMAN SACHS (Emtia Masası):

    • Bakır & Gümüş: Düzeltme beklentisine rağmen "Süper Döngü" tezini koruyorlar. 2026'nın ikinci yarısında yapay zeka veri merkezlerinin enerji ihtiyacı nedeniyle gümüş ve bakırda yeni zirveler (Gümüş için 100$ hedefi) beklediklerini yinelediler. Bugünkü düşüşü "stratejik alım fırsatı" olarak görüyorlar.

  • UBS (Zürih - Sabah Notu):

    • Altın: 4.600$ seviyesinde dirençle karşılaştı. Hafta sonuna girerken jeopolitik risklerin azalmaması nedeniyle yatırımcıların altın satmaya isteksiz olduğunu, ancak "kısa vadeli yatay seyir" beklediklerini belirttiler.

  • MACQUARIE GROUP:

    • Petrol: Petrolde "ayı" (düşüş) görüşünü koruyor. OPEC+ dışı üretimin (özellikle Amerika kıtası) talebi karşılamaya yettiğini, herhangi bir jeopolitik sıçramanın "satış fırsatı" olarak kullanılması gerektiğini savunuyorlar.


2. HİSSE SENETLERİ (ABD & Teknoloji)

Kurumlar: Morgan Stanley, Bank of America, Nomura

  • MORGAN STANLEY (Mike Wilson - Haftalık Kapanış Notu):

    • Uyarı: S&P 500'deki değerlemelerin "kusursuzluk fiyatladığını" (priced for perfection) belirtti. Bugün açıklanan bazı teknoloji bilançolarındaki hafif hayal kırıklıklarının sert satış getirmesi, piyasanın ne kadar hassas olduğunu gösteriyor.

    • Tavsiye: "Defansif" sektörlere (Sağlık ve Temel Tüketim) geçiş öneriyor.

  • BANK OF AMERICA (Fon Yöneticisi Anketi Güncellemesi):

    • Yatırımcıların nakit seviyesi %3.9'a düşmüş (aşırı iyimserlik işareti). BofA, bunun bir "Kontrarian Satış Sinyali" olabileceğini, yani herkes alımdayken piyasanın düşüşe açık olduğunu not düştü.

  • NOMURA (Japonya Stratejisi):

    • Japon borsasının (Nikkei 225), Yen'deki oynaklık nedeniyle baskı altında olduğunu, ancak Japon bankalarının faiz artırım beklentisiyle "pozitif ayrıştığını" vurguladı.


3. DÖVİZ (Forex) & MAKRO

Kurumlar: Deutsche Bank, HSBC, Standard Chartered

  • DEUTSCHE BANK:

    • EUR/USD: Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) şahin tonunu yumuşatmasıyla Euro'nun Dolar karşısında zayıflamaya devam edeceğini öngörüyor. 1.05 seviyesinin altı hedefleniyor.

  • STANDARD CHARTERED:

    • Gelişen Piyasalar: Dolar endeksinin (DXY) yüksek seyrinin gelişmekte olan ülke para birimlerini ezdiğini, ancak emtia ihracatçısı ülkelerin (Brezilya, Avustralya gibi) bu durumdan görece korunduğunu belirtti.


YATIRIMCI ÖZETİ (16 Ocak Kapanışa Doğru)

  • Görünüm: Dünkü "panik alımları" yerini "bekle-gör" moduna bıraktı.

  • Risk: Gümüşte 85$ seviyesine kadar bir geri çekilme normal karşılanmalı (CICC uyarısı).

  • Fırsat: Goldman Sachs, geri çekilmelerin (dip seviyelerin) "Endüstriyel Metaller" için alım fırsatı olduğunu ısrarla vurguluyor.

  • Hafta Sonu Takibi: Orta Doğu'daki haber akışı, Pazartesi açılışında Petrol ve Altın için belirleyici olacak.

15 Ocak 2026 Perşembe

Japonya sessizce küresel piyasaları zorluyor

Japonya yıllardır neredeyse sıfır faizle yaşayan bir ekonomi.

Çok borçlandı ama sorun olmadı, çünkü borcun maliyeti yok gibiydi.

Şimdi bu dönem kapanıyor. Japon devlet tahvillerinin faizleri yılların en yükseğinde.

Bu şu demek: Japonya artık borcunu eskisi kadar ucuza çeviremiyor.

Ama mesele sadece Japonya değil.

Japonya, dünyanın en büyük yurt dışı yatırımcılarından biri. ABD tahvilleri, küresel hisseler, fonlar…Trilyonlarca dolarlık para Japon yatırımcıların elinde.

Neden dışarıdaydı bu para? Çünkü Japonya’da getiri yoktu.

Şimdi tablo değişiyor.

Japon tahvilleri sonunda anlamlı getiri sunmaya başladı. Üstelik kur riski hesaba katıldığında, ABD tahvilleri Japon yatırımcı için artık cazip bile olmayabiliyor.

Basit bir sonuç: Getiri eve dönüyorsa, para da döner.

Bu dönüşün önemi burada başlıyor.

Yıllardır piyasaları taşıyan yen carry trade var: Ucuz yenle borçlan → daha riskli ama getirili varlıklara yatırım yap. Faizler yükselip yen güçlenmeye başladığında bu pozisyonlar kapanır. Zorla satışlar gelir. Herkes aynı anda çıkmak isterse, likidite yetmez.

Aynı anda ne oluyor?

  • ABD–Japonya faiz farkı daralıyor

  • Japonya’nın yurt dışında kalma motivasyonu azalıyor

  • ABD’nin borçlanma maliyeti yukarı itiliyor

Ve Japonya Merkez Bankası henüz tamamen durmadı. Faizler biraz daha yükselirse, bu baskı hızlanır.

En kritik nokta şu: Japonya 30 yıl boyunca küresel sistem için görünmez bir çıpaydı.Ucuz para sayesinde dünya genelinde risk iştahı dengede kaldı. O çıpa yerinden oynuyor. Bu genelde şuna yol açar: önce tahviller, sonra hisseler, en sert tepkiyi ise yüksek riskli varlıklar verir.

Bu “yarın her şey çökecek” demek değil. Ama “her şey yolunda” varsayımı artık çok zayıf.

2025’e girerken en az konuşulan ama en yapısal risklerden biri: Japonya kaynaklı küresel yeniden dengeleme.

Sessiz başlar.
Etkisi yüksek olur.

13 Ocak 2026 Salı

Zebralar evcilleştirilemez

Atlar ve zebralar neredeyse kuzen. İkisi de ot yiyor, ikisi de dört ayaklı, ikisi de sürü halinde yaşıyor ve ikisi de birbirine benziyor.

Peki neden 4000 yıldır atların sırtında savaşlara gidiyor, tarlaları sürüyor ve kovboyculuk oynuyoruz da; bir tane bile "Zebra Süvarisi" veya "Zebra Arabası" görmüyoruz? Afrika halkı beceriksiz miydi?

Hayır! Cevap, Jared Diamond’ın Tolstoy’dan ödünç aldığı **"Anna Karenina İlkesi"**nde saklı:

"Mutlu ailelerin hepsi birbirine benzer; ama her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine hastır."

Hayvanlar dünyasında da kural budur: Bir hayvanın evcilleşmesi için 6 kriterin hepsine aynı anda uyması gerekir. Tek bir maddede bile sınıfta kalırsa, o hayvan asla evcilleşmez.

İşte Zebra'nın (ve diğer pek çok hayvanın) sınıfta kaldığı o meşhur "Evcilleşme Karnesi":

1. Huysuzluk ve "Kötü Karakter" (Nasty Disposition) 

Zebra, uzaktan çok sempatik görünür ama yakından tam bir psikopattır!

  • Bir zebra sizi ısırdığında, diğer hayvanlar gibi bırakıp kaçmaz. Kilitler! Yarayı koparana kadar da bırakmaz. ABD hayvanat bahçelerinde bakıcıları en çok yaralayan hayvan kaplanlar değil, zebralardır.

  • Aslanların olduğu bir coğrafyada evrimleştiği için zebraların "savunma mekanizması" aşırı agresiftir. Bir aslanın çenesini tek çiftede kırabilirler. Rodeo yapmayı deneyen herkesin sonu hastane olmuştur.

2. Panik Eğilimi (Tendency to Panic) 

Bir atı veya koyunu korkutursanız ne yapar? Sürü halinde birbirine sokulur ve olduğu yerde kalır. Bu yüzden çoban köpekleri onları güdebilir.

  • Zebra korktuğu anda, tahmin edilemez bir hızla her yöne dağılır. Çite veya duvara aldırmaz, gerekirse kendini sakatlar ama kaçar.

  • Kovboylar atlara kement atabilir ama zebralar, kendilerine doğru gelen bir ip gördüklerinde kafalarını yana yatırıp "kementten kaçma" refleksine (rope-dodging) sahiptir. Onları yakalamak imkansıza yakındır.

3. Beslenme (Diet) 

Evcil hayvan "ucuz" olmalıdır. Et yiyen bir hayvanı beslemek, ot yiyeni beslemekten 10 kat daha pahalıdır (bir aslanı beslemek için ona zebra yedirmeniz gerekir!).

  • Zebra burada sınıfı geçer, otçuldur. Ama mesela Koala burada elenir; sadece okaliptüs yediği için çok masraflıdır.

4. Büyüme Hızı (Growth Rate) 

Beslediğiniz hayvanın, sizi zengin etmesi için makul bir sürede büyümesi gerekir.

  • Zebra ve at 3-4 yılda işe yarar hale gelir.

5. Esaret Altında Üreme (Problems of Captive Breeding) 

Bazı hayvanlar mahremiyet isterler veya uzun kur yapma ritüellerine (kilometrelerce koşmak gibi) ihtiyaç duyarlar.

  • En hızlı hayvan olan Çita bu yüzden evcilleşmedi. Mısır firavunları çitaları avda kullandı ama onları çiftleştiremediler. Her seferinde doğadan yeni çita yakalamak zorunda kaldılar. Zebra bu konuda sorunsuzdur, her yerde ürer.

6. Sosyal Yapı (Social Structure) 

İnsanların yönetebildiği hayvanlar (at, köpek, koyun), doğada "Lideri Takip Et" mantığıyla yaşar. İnsan, liderin (Alfa'nın) yerine geçer ve sürü insana itaat eder.

  • Zebra sürüler halinde yaşasa da, aile bağları ve hiyerarşi atlar kadar net değildir. Daha bireysel ve kaotiktirler. Lideri takip etmekten çok, hayatta kalmaya odaklıdırlar.

Sonuç: Suçlu Afrikalılar Değil, Zebralar!

Tarih boyunca Afrikalılar zebraları evcilleştirmeyi denediler ama başaramadılar. Avrupalı sömürgeciler 19. yüzyılda Afrika'ya geldiklerinde "Siz becerememişsiniz, çekilin biz yapacağız" dediler. Onlar da denediler, onlar da başarısız oldular.

Çünkü biyoloji inatçıdır. Jared Diamond’ın dediği gibi: "Tarihin akışını değiştiren şey, insanların yeteneği değil; ellerindeki malzemenin (hayvanların ve tohumların) uygunluğuydu."

Avrasya'nın atı vardı, dünyayı fethetti. Afrika'nın zebrası vardı, sadece belgesellere konu oldu.

Zenginliğin formülü demokrasi mi?

Konumuz Daron Acemoğlu ve James Robinson’ın meşhur "Ulusların Düşüşü" kitabı... Kitap aslında tuğla gibi kalın görünse de anlattığı derdi çok net ve sade bir temele dayanıyor. Yazarların bize söylemek istediği ana fikir şu: Bir ülkenin zengin ya da fakir olmasının sebebi ne kader, ne coğrafya ne de kültür; bütün mesele o ülkenin kurduğu "oyun planında", yani kurumlarında bitiyor.


Acemoğlu hikayeyi anlatmaya çok çarpıcı bir örnekle, Nogales şehriyle başlıyor. Düşünün ki bir şehir var ve tam ortadan sınırla ikiye bölünmüş. Yarısı ABD tarafında, diğer yarısı Meksika’da. İnsanlar aynı, yedikleri yemek aynı, hava durumu aynı, kültürel geçmişleri aynı. Ama sınırın bir tarafında ortalama gelir, sağlık ve eğitim standartları çok yüksekken, diğer tarafında yoksulluk ve belirsizlik hakim. İşte kitap tam burada parmağını basıyor ve diyor ki; bu farkı yaratan şey coğrafya olamaz, farkı yaratan şey sistemin ta kendisi.

Yazarlar dünyayı ikiye ayırıyor: "Kapsayıcı" ve "Sömürücü" kurumlar. Kapsayıcı dedikleri; hukukun işlediği, mülkiyetin korunduğu, yani çalışanın emeğinin karşılığını alacağını bildiği sistemler. Böyle yerlerde insanlar icat çıkarıyor, yatırım yapıyor çünkü biliyor ki kimse gelip malına çökemez. Sömürücü dedikleri ise gücün bir avuç elitin elinde olduğu, geri kalan herkesin bu elitler için çalıştığı düzenler. Burada kimse inovasyon yapmıyor çünkü yeni bir icat, o tepedeki elitlerin gücünü sarsabilir diye korkuluyor.


Tabii kitap çıktığında yer yerinden oynadı ama herkes de "Tamam, olay budur" deyip kenara çekilmedi. Özellikle Çin örneği, Acemoğlu’nun teorisinin biraz başını ağrıtıyor. Kitap, demokrasi ve hukuk (kapsayıcı kurumlar) olmadan ekonomik büyümenin bir noktada tıkanacağını iddia ediyor. Ama Çin, yıllardır otoriter bir rejimle, yani kitabın tabiriyle "sömürücü" siyasi kurumlarla, dünyanın en büyük ekonomik mucizelerinden birini gerçekleştirdi. Yüksek hızlı trenlerden yapay zekaya kadar her şeyi yapıyorlar. Bu durum, "demokrasi olmadan zenginlik kalıcı olmaz" tezini biraz zorluyor.


Bir de coğrafya meselesi var tabii. Acemoğlu, "Coğrafya kader değildir" diyerek biraz iddialı bir çıkış yapıyor ama Jeffrey Sachs gibi diğer önemli ekonomistler buna itiraz ediyor. Diyorlar ki; "Tamam kurumlar önemli ama denize kıyısı olmayan, sürekli sıtmayla boğuşan, tarım arazisi verimsiz bir Afrika ülkesiyle, liman kenti olan ılıman bir ülkeyi sadece 'kanunları iyi' diye bir tutamazsın."⁴

Sonuç olarak kitap, bize dünyayı anlamak için bir gözlük veriyor ama tek başına her şeyi açıklamaya yetmeyebilir. "Neden fakiriz?" sorusuna verdiği cevaplar çok güçlü olsa da, işlerin nasıl düzeleceği konusunda biraz şansa ve tarihsel kırılma anlarına bel bağlıyor. 

Finansal Tektonik Plakalar Kayıyor: 2026 Neden "Somut Varlıkların" Yılı Olacak?

 Washington’da oyunun kuralları yeniden yazılıyor ve bu yeni kurallar kitabında "tasarruf" veya "mali disiplin" gibi kelimelere yer yok. ABD’nin mali politikalarında direksiyonun agresif popülizme kırılması, finansal piyasaları daha önce eşine az rastlanan bir fırtınanın içine sürüklüyor.

Geleneksel ekonomi teorileri bir kenara itilirken, piyasanın verdiği mesaj çok net: Kağıt paranın hegemonyası sarsılıyor, krallar (Altın ve Gümüş) tahtına geri dönüyor.



Piyasalar Beklemiyor: Roket Ateşlendi

Piyasaların "politika yapıcıların kararını bekleme" devri kapandı. Yatırımcılar yaklaşan dalgayı gördü ve pozisyonlarını sert bir şekilde değiştirdi. Ekranlardaki rakamlar sadece birer fiyat artışı değil, bir kaçışın simgesi:

Gold & Silver Club analistlerine göre bu gördüklerimiz bir "balon" veya "anlık heyecan" değil. Bu, piyasanın yeni gerçekliğe adapte olma süreci.

Washington’ın "Para Basma" Deneyi

Yükselişin arkasındaki yakıt, Beyaz Saray'ın benimsediği yeni ekonomik model. Trump yönetiminin stratejisi, doların değerini korumaktan ziyade, piyasayı likiditeye boğarak çarkları döndürmek üzerine kurulu.

Şu an masada olanlar, ortodoks bir ekonomistin kabusları olabilir:

Kredi kartı faizlerine devlet eliyle tavan getirilmesi.

Gümrük vergileriyle finanse edilen teşvik çeklerinin doğrudan halka dağıtılması.

Merkez Bankası'nın faizleri %1'e çekmesi için kurulan yoğun politik baskı.

Bu hamlelerin tek bir sonucu var: Reel getirilerin erimesi. Yatırımcı, enflasyonun ve parasal genişlemenin altında ezilen dolarını korumak için tek güvenli limana, yani fiziksel varlıklara koşuyor.

Hedef: 5.000 Dolar ve Ötesi

The Gold & Silver Club'ın "Kalıcı Varlıklar Yılı" (Year of Hard Assets) olarak tanımladığı 2026 projeksiyonu, aslında bugünkü fiyatlamaların çok daha ötesinde.

Araştırma Başkanı Lars Hansen'in tespiti oldukça çarpıcı: "Bretton Woods sisteminin çöküşünden bu yana emtialar için böyle kusursuz bir fırtına oluşmamıştı."

Analistlere göre, Altın için 5.000 $ ve Gümüş için 100 $ hedefleri artık "uçuk tahminler" değil, bu yeni ekonomik düzenin gerektirdiği taban fiyatlar. Denge noktası, fiziksel arzın kısıtlı olduğu bu dünyada, kağıt üzerindeki tahminlerin çok üzerinde oluşabilir.

12 Ocak 2026 Pazartesi

Vitrinde Batı, Cepte Yokluk: 1990'lar Polonyası'nın Bilinmeyen Yüzü


1990'lı yılların Polonya'sı, sadece politik bir özgürleşme dönemi değil, aynı zamanda toplumun büyük bir kesimi için derin bir sosyal ve ekonomik travma dönemidir. Komünizmden serbest piyasaya geçiş, "Şok Terapi" (Balcerowicz Planı) olarak adlandırılan ve sonuçları halkın tabanı için yıkıcı olan radikal reformlarla gerçekleşmiştir.

Hiperenflasyon ve Ekonomik Çöküş

1990'ın başında Polonya ekonomisi teknik olarak iflas etmiş durumdaydı. Hükümetin fiyat kontrollerini kaldırmasıyla birlikte hiperenflasyon patlak verdi.

  •  1990 yılında yıllık enflasyon oranı %585,8 seviyesine ulaştı. Fiyatlar günlük olarak değişiyor, insanların birikimleri saatler içinde eriyordu.

  • GSYİH (Gayri Safi Yurtiçi Hasıla), geçişin ilk şokunda (1990-1991) yaklaşık %20 oranında daraldı. Bu, modern bir ekonomi için savaş dışı dönemlerde görülen en sert çöküşlerden biridir.



İşsizlik Travması: "Görünmezden" %16'ya

Komünist rejimde resmi olarak "işsizlik" yoktu (gizli işsizlik vardı). Ancak devlet fabrikalarının özelleştirilmesi veya kapatılmasıyla birlikte işsizlik, Polonya halkının daha önce hiç tecrübe etmediği bir kriz haline geldi.

  • 1990'da %6,5 olan işsizlik oranı, 1993 yılında zirve yaparak %16,4'e fırladı. 1990-1993 yılları arasında yaklaşık 1 milyon kişi (çalışma çağındaki nüfusun %6'sı) işten çıkarıldı.

  • Bu durum özellikle tek bir fabrikaya bağımlı olan küçük sanayi kasabalarında (örneğin Łódź tekstil bölgesi) yıkıcı oldu. "Yapısal işsizlik" kavramı, toplumun kaybedenler sınıfını oluşturdu.

Alım Gücü ve Yoksulluk

Piyasa ekonomisine geçişin en ironik sonucu şuydu: Raflar Batı mallarıyla doldu (renkli TV'ler, kot pantolonlar, elektronik eşyalar), ancak halkın bunları alacak parası kalmamıştı.

  • 1989 ile 1991 arasında reel gelirler yaklaşık %40 oranında düştü.

  • Yoksulluk oranı dramatik bir artış gösterdi. 1989'da nüfusun %17'si yoksulluk sınırının altındayken, 1991'de bu oran %34'e yükseldi. Çocuklar ve kalabalık aileler bu durumdan en çok etkilenen kesim oldu.



"Vahşi Doğu": Suç ve Güvenlik

Ekonomik belirsizlik ve polis teşkilatının yeniden yapılanma süreci, Polonya'yı 1990'ların ortasında bir suç merkezine dönüştürdü. Özellikle "Pruszków" ve "Wołomin" gibi mafya grupları, haraç, araba hırsızlığı ve uyuşturucu ticaretinde devleşti.

  • Cinayet oranları modern Polonya tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. 100.000 kişi başına düşen cinayet sayısı 1993-1994 yıllarında 2,4 ile zirve yaptı (2014'te bu oran 0,7'ye düşmüştür)

Genel anlatı Polonya'nın dönüşümünü bir "başarı hikayesi" olarak sunsa da, 1990'lar halkın büyük kısmı için güvencesizlik (precarity) çağıydı. Girişimciler ve yabancı sermaye ile iş yapanlar hızla zenginleşirken; madenciler, fabrika işçileri ve tarım sektörü çalışanları sosyal statülerini ve gelirlerini kaybetti. Gelir eşitsizliği (Gini katsayısı), bu dönemde İskandinav seviyelerinden İngiltere/Kanada seviyelerine sıçradı.

Eğer 1990'ların ortasında ortalama bir Polonyalı ile konuşsaydınız, size özgürlükten çok "yarın ne yiyeceği" veya "işini kaybedip kaybetmeyeceği" endişesinden bahsederdi.

8 Ekim 2025 Çarşamba

Güç Yanılgısı: Piyasa Kırılganlığı Neden Unutulur?


Şu anda dünya piyasalarında (özellikle ABD, Avrupa ve Japonya’da) herkesin farkında olduğu bir gariplik var: ekonomik riskler artıyor ama piyasalar hâlâ yükseliyor. Hisse senetleri, tahviller, özel yatırımlar — hepsi sanki hiçbir sorun yokmuş gibi tırmanıyor. Bunun nedeni, yatırımcıların hâlâ “faizler yakında düşecek, işler düzelir” inancına sıkı sıkıya sarılması.

Ama perde arkasında ciddi riskler birikiyor:

  1. Yapay zeka balonu:
    Şirketler yapay zekâya deli gibi para harcıyor. Bu hem borsayı hem ABD ekonomisini yapay şekilde şişiriyor. Hatta bazı ekonomistler “yapay zekâ olmasa ABD resesyondaydı” diyor. Bezos bile bunun “iyi bir balon” olduğunu söylemiş ama sonuçta balon, patlaması kaçınılmaz.

  2. Kredi piyasasında tehlikeli rahatlık:
    Şirket tahvillerinin faiz farkı (spread) aşırı daraldı, yani yatırımcılar risk alıp neredeyse hiç ek getiri kazanmıyor. Bu da “ufak bir sarsıntı gelse bile büyük düzeltme gelir” sinyali.

  3. ABD’de siyasi ve kurumsal çürüme:
    ABD giderek “gelişmekte olan ülke” gibi davranıyor. MAGA (Trump yanlıları) hareketi Fed’e baskı yapıyor, devlet kurumları zayıflıyor. Üstelik hükümet kapanması yüzünden ekonomi verileri bile düzgün gelmiyor; piyasalar adeta “kör uçuş” yapıyor.

Ek olarak, enflasyonun yeniden yükselme ihtimali var. Eğer bu gerçekleşirse Fed faiz indiremeyecek ve bugünkü “iyimserlik partisi” anında bitecek. Tahvil fiyatları düşer, borçlanma maliyetleri fırlar.

Yani özetle:

  • Piyasalar şu anda “her şey yolunda” havasında.

  • Ama bu hava, yıl sonuna doğru büyük bir düzeltme veya mini çöküşe dönüşebilir.

  • “FOMO” (kaçırma korkusu) hâlâ piyasayı sürüklüyor, herkes trene atlamış durumda.

  • Fakat bu birikmiş riskler patlarsa, kimse hazırlıksız yakalanmak istemez.

AI (yapay zeka) harcamaları hype yaşıyor. Büyük kurumsal AI harcamaları piyasayı destekliyor; bazı oyuncular bunun balon olabileceğini açıkça söylüyor. ( Nvidia/OpenAI ekosistemi haberleri örnek).


Kredi spreadleri çok dar. Kurumsal borç için ödenen primler on yıllık ortalamaların altında; hata payı zayıf. Bu, küçük negatif şokların bile kredi repricing (yeniden fiyatlama) başlatabileceği anlamına geliyor.


ABD kurumsal/politik işleyişindeki bozulma bariz. Politik/kurumsal risk algısı yüksek; hükümet kapanması/veri aralığı gibi unsurlar bilgi akışını bozuyor ve belirsizliği artırıyor. 


Kısa vadeli enflasyon riski yükseliyor. Son 6 aylık veri akışı enflasyonda yeniden hızlanma gösterebilir; 15 Ekim 2025 CPI raporu önem taşıyor. Eğer enflasyon tekrar yükselirse Fed’in kolay para beklentisi bozulur.

Önümüzdeki 3 aylık dönemde ne olabilir?

Üç olası senaryo var

1) Kaldığı yerden devam-Uzun süren risk-on (İyimser senaryo) — Olasılık: %30

  • Tetikleyici: Fed beklentilerinde yumuşama, AI gelirleri beklentileriyle uyumlu güçlü re-rating.

  • Etki: SP500 daha da yükselir; kredi spreadleri daralır; tahvil getirileri düşer; DXY zayıflar; altın yatay / hafif düşüş.

  • Kritik izlenecek konu: AI sermaye haberleri (ör. büyük GPU/deal finansmanları), Fed konuşmaları, kurumsal kazançlar.

2) Temel senaryo — düzeltme — Olasılık: %45

  • Tetikleyici: Kredi spreadlerinde sınırlı genişleme ya da enflasyon veri sürprizi (yukarı) / Fed sıkı duruş söylemi.

  • Etki: SP500 %10–20 geri çekilebilir; yüksek riskli krediler baskı altında; tahvil getirileri yükselir; altın kısa süreli yükselir (güvenli liman), DXY güçlenir.

3) Kısa çöküş / panik senaryosu — Olasılık: %25

  • Tetikleyici: Büyük özel borç iflası, AI finansmanında beklenmeyen çöküş (ör. dev bir data-center projesi iptali), ABD veri şoku/kurumsal kriz.

  • Etki: Likidite sıçraması, kredi repricing, SP500 hızla %25+ düşebilir; tahvil getirileri sert yükselir (risk primi+faiz etkisi); altın volatil, ilk aşamada düşüp sonra güvenli liman alımıyla toparlanabilir.

                                         Dikkat edilmesi gereken noktalar

  1. CPI (ABD) — 15 Ekim 2025: Yukarı sürpriz → Fed kolay para beklentisini zayıflatır; piyasada sert satış.

  2. Büyük AI finansman/deal haberleri : Pozitif momentum besler; aşırı risk iştahı teyitçisi.

  3. Kredi spreadlerinde günlük genişleme >20–30 bp: Sistemik risk artışı sinyali.

  4. Büyük ETF nakit çıkışı/girişleri (ör. SPY net büyük çıkışlar vs VOO/IVV inflow patterns) — likidite ve perakende davranışı açısından önemli.

                               


6 Mart 2025 Perşembe

Fakirin altını "gümüş"

2023'ün başından bu yana altının fiyatı dolar bazında neredeyse %60 arttı. Bu, dalgalı birkaç haftanın ardından Amerika'nın S&P 500 endeksi de dahil olmak üzere, dünyanın önde gelen hisse senedi endekslerinden daha fazla bir yükseliş anlamına geliyor.

Mantık, gümüş fiyatlarının altın fiyatlarıyla benzer şekilde hareket etmesi gerektiğini söylüyor. O da nadir, parlak ve dayanıklı bir metal olup, binlerce yıldır mücevher ve para üretiminde kullanılıyor. Bu köklü değer saklama rolü, yatırımcıların endişeli olduğu zamanlarda ona da bir “güvenli liman” cazibesi kazandırıyor. Altında olduğu gibi, dünyadaki sınırlı gümüş miktarı da onu enflasyona karşı iyi bir koruma aracı yapmalı. Nitekim her iki metalin son yükselişi, yatırımcıların jeopolitik kaos ve sürekli artan fiyatlar konusundaki endişeleriyle paralel gerçekleşti. Üstelik faiz oranları yükseldiğinde genellikle düşme eğiliminde olmalarına rağmen bu sefer yükselmeyi başardılar.

Teori böyle söylese de pratikte madencilik arzı ve endüstriyel talep farklılıkları nedeniyle gümüş-altın fiyat oranı sürekli değişiyor. Uzun vadede bu durum, gümüş yatırımcıları için yıllarca hayal kırıklığı yarattı. 1970'lerde bir ons altın almak için 30 ila 40 ons gümüş satmanız gerekiyordu; bugün bu oran 90’a çıkmış durumda.

Spekülatörler de gümüş yüzünden zarar gördü. 2007-2009 küresel finans krizinden sonra zayıflayan sanayi talebi ve güvenli liman varlıklarına olan ilginin artması nedeniyle gümüş fiyatı daha çok yatırımcıların keyfine bağlı hale geldi. Bunun sonucu olarak gümüş-altın fiyat oranı uzun yıllar altın fiyatına paralel hareket etti. Gümüşe yatırım yapmak, altına kaldıraçlı yatırım yapmaya benzer bir hale geldi ki bu durum, normalde kredi kullanarak kaldıraçlı yatırım yapmak zorunda kalan hedge fonlar için büyük bir fırsattı. Ancak 2010’ların sonuna doğru bu ilişki bozuldu ve gümüş bir anda yatırımcıların gözünden düştü, spekülatörler büyük kayıplar yaşadı.

Şimdi ise gümüş tekrar revaçta. Merkez bankaları yıllardır altın rezervlerini artırıyor. Eylül ayında Rus haber ajansı Interfax, hükümetin yakında gümüş de satın almaya başlayacağını bildirdi. 2021’den sonra ilk kez, geçen yıl gümüş borsa yatırım fonları net giriş kaydetti. Bu yıl New York’taki tüccarlar, Londra’daki altın stoklarını hızla tüketti; çünkü ilerleyen dönemde ithalata ek vergiler gelebileceğinden endişeliler. Ancak gümüşe olan talep daha da hızlı arttı—öyle ki Atlantik aşırı fiyat farkı, gümüş külçelerinin ticari uçuşlarla taşınmasını bile kârlı hale getirdi.

Daha da önemlisi, arz ile talep arasındaki açığın genişlemesi, bu çılgınlığın devam edeceğini gösteriyor. Silver Institute’a göre, madencilik ve geri dönüşüm yoluyla sağlanan yıllık gümüş arzı son on yılda biraz azaldı. Aynı dönemde sanayi talebi, büyük ölçüde güneş panellerinde kullanılan gümüş nedeniyle %50’den fazla arttı. Büyük miktarda güneş paneli üreten Çin’in ithalatı hızla yükseldi. Madencilik kapasitesi kısa sürede artırılamayacağından, bu dengesizlik gümüş fiyatlarını bir süre daha yukarı taşıyacak gibi görünüyor.

Dünya daha da karmaşık ve gergin bir yer haline geldikçe, yatırımcıların güvenli liman varlıklarına olan ilgisinin azalması zor görünüyor. Öte yandan, hükümetlerin değer saklamak için ABD’nin erişemeyeceği alternatifler araması için giderek daha fazla sebep var. Son dönemde merkez bankalarının altın almasının büyük nedenlerinden biri de bu. Kimileri Donald Trump gibi kripto paraları rezervlerine eklemeyi düşünebilir. Ancak aynı işi görebilecek başka bir değerli metal daha var.

4 Mart 2025 Salı

Trump tarifelerle Amerika'nın sorunlarını çözemeyecek

 Trump yönetimi, ABD’nin dış ticaret açıkları nedeniyle mağdur olduğunu savunarak tarifeleri (gümrük vergilerini) çözüm olarak öne sürüyor. Ancak, tarifeler ne ticaret açığını kapatır ne de üretim sektöründeki istihdamı geri getirir.

ABD, 1982’den beri cari açık verirken, Almanya ve Japonya fazla vermesine rağmen, ABD’nin ekonomik büyüme oranı onları geride bırakmıştır. Fakat ekonomik büyüme tek başına halkın refahını garanti etmez; ABD'de gelir eşitsizliği artmış, işçiler iyi ücretli imalat sektöründeki işlerini kaybetmiş, reel ücretler duraklamış ve üniversite mezunu olmayanların yaşam beklentisi düşmüştür.

Tarifeler, ABD dolarının güçlenmesine neden olarak ihracata zarar verir ve ithalatı artırır. Aynı zamanda, üretimde kullanılan ara malların fiyatlarını yükselttiği için yerli sanayiyi de olumsuz etkiler. Sonuç olarak, ticaret dengesi iyileşmez ve imalat sektörü canlanmaz.

ABD'nin ekonomik sorunlarını çözmek için daha iyi politikalar geliştirilmelidir. Önerilen çözümler arasında daha adil bir vergi sistemi, büyük şirketlerin piyasa gücünü sınırlamak, sağlık sistemini iyileştirmek ve iş gücü eğitimini artırmak yer alıyor. Ancak Trump yönetimi bu tür reformlar sunmuyor.

ABD'nin dış borçlarının büyük bir kısmı doğrudan yabancı yatırımlar (FDI) ve hisse senedi yatırımlarından oluşuyor ki bunlar ekonomik büyümeyi desteklemiştir. Örneğin, Nippon Steel’in US Steel’deki hissesi Trump tarafından bile olumlu karşılanmıştır.

ABD’nin temel sorunu düşük ulusal tasarruf oranı ve yüksek yatırımlardır. Federal bütçe açığını kontrol altına almak, ticaret açığını ve imalat sektöründeki düşüşü iyileştirebilir. Ancak mevcut yönetim, sorunun yanlış noktasına odaklanarak tarifeleri bir çözüm gibi sunmaktadır.

23 Haziran 2024 Pazar

Göçmen Sorununun Ekonomik Boyutu

Kontrolsüz göç ülkenin ekonomik yapısını çeşitli şekillerde etkiler.

İstihdam Piyasası Üzerindeki Baskı: Göçmenlerin iş gücüne katılımı, yerli iş gücü üzerinde baskı oluşturur. Özellikle düşük vasıflı işlerde yerli işçilerle rekabet artar. Göçmen işçilerin düşük ücretlerle çalışmaları, ücretlerin genel seviyesini düşürür. 📉👷‍♂️

Kayıt Dışı Ekonomi: Göçmenlerin önemli bir kısmı kayıt dışı çalışır. Bu durum, vergi gelirlerinin azalmasına ve iş güvenliğinin düşmesine yol açar. Kayıt dışı ekonomi, haksız rekabete neden olarak kayıtlı işletmelere zarar verir. 📊🚫

Kamu Harcamalarının Artması: Göçmenlere yönelik sağlık, eğitim, barınma ve sosyal hizmetler gibi kamu harcamaları artar. Bu durum, kamu bütçesi üzerinde ek yük oluşturur ve kaynakların farklı alanlara yönlendirilmesini zorlaştırır. 💸🏥📚

Konut Piyasası: Göçmenlerin yoğun olarak bulunduğu bölgelerde konut talebi artar, bu da kira fiyatlarının yükselmesine neden olur. Yüksek kiralar, yerli halkın barınma maliyetlerini artırır ve düşük gelirli aileleri olumsuz etkiler. 🏠💰

Sağlık Hizmetlerine Erişim: Göçmenlerin sağlık hizmetlerine olan talebi, sağlık sisteminde aşırı yoğunluğa neden olur. Sağlık hizmetlerinin kalitesinde düşüş ve bekleme sürelerinde artış görülür. 🏥⏳

Sosyal Hizmetler ve Yardımlar: Sosyal yardım ve destek programlarına olan talep artar, bu da mevcut sistem üzerinde ek yük oluşturur. Yardım programlarının sürdürülebilirliği ve etkinliği konusunda sorunlar yaşanır. 🤝📈

Ekonomik Dengesizlikler: Göçmenlerin yoğun olarak bulunduğu bölgelerde ekonomik ve sosyal dengesizlikler artar. Bölgesel kalkınma farklılıkları daha belirgin hale gelir. 🌍⚖️

Bu ekonomik sorunların çözümü, uzun vadeli ve bütüncül politikalar gerektirir. 🛠️🕰️


Türkiye’de Vergi Yapısı ve Adaleti: Sorunlar ve Çözümler 📊📉

Dolaysız Vergilerin Toplanamaması ve Dolaylı Vergilerin Yüksekliği 🧾📈

Türkiye'de vergi sisteminin en temel sorunlarından biri, dolaysız vergilerin toplanamaması nedeniyle dolaylı vergilere ağırlık verilmesidir. Bu durum, mükelleflerin vergi yükü algısının yüksek olmasına ve kayıt dışılığa yönelmesine neden olmaktadır. Kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin yaygınlaşması, verginin tabana yayılmasını engellemektedir.

Vergi Yükü ve Adaleti: Kimden, Ne Kadar Vergi Alınıyor? 🤔💰

Toplanan vergi miktarının yetersiz olmasının yanı sıra, bu vergilerin kimlerden toplandığı ve kimlerin üzerine ne tür bir yük oluşturduğu da önemli bir sorundur. Türkiye’deki vergi yükünün önemli bir bölümü, vergilendirilmesi en kolay kesim olan ücretlilerden yani sabit ve dar gelirli kesimden alınmaktadır. Bu kesim de vergi yükünü belirgin bir şekilde hissetmektedir.

Dolaylı Vergilerin Payı: Vergi Kayıpları ve Kayıt Dışı Ekonomi 💸🚫

Vergi kayıpları, vergi kaçakları ve kayıt dışı ekonomi nedeniyle toplanamayan vergi tutarının bazı yıllarda toplanan vergilerden daha yüksek olması, vergi toplama faaliyetlerinin etkinsizliğini açıkça göstermektedir.

Vergi Afları, Muafiyetler ve İstisnalar: Adalet ve Güvenilirlik Sorunları ⚖️🔄

Vergi aflarının, vergi muafiyetlerinin ve istisnalarının sık sık gündeme gelmesi, vergisini düzenli ödeyen mükelleflerde haksızlığa uğradıklarına dair bir kanaat oluşturmakta ve bu mükelleflerin sonraki dönemlerde vergiden kaçınmalarına yol açmaktadır.

Vergi Mevzuatının Karmaşıklığı: Anlaşılırlık ve Denetim Sorunları 📚❌

Vergi mevzuatının karmaşıklığı, mükelleflerin vergi uygulamalarını kavramasını güçleştirmektedir. Daha sade, basit, anlaşılır ve az ayrıcalıklı bir vergi düzenlemesi yapılması gerekmektedir. Ayrıca, vergi denetimlerinin etkinliği de artırılmalı ve eğitimli eleman sayısı artırılmalıdır.

Sonuç  📝🔍

Türk vergi sisteminin tarihsel gelişimine bakıldığında, Osmanlı Devleti'nden gelen mali ve idari problemlerin Cumhuriyet dönemine de yansıdığı görülmektedir. Günümüzde, özellikle 2000'li yılların başından itibaren uygulamaya alınan reformlarla kamu mali dengeleri yeniden tesis edilmeye başlanmıştır.

Ancak, vergi adaletine zarar veren faktörlerin tamamen ortadan kaldırıldığı söylenemez. Özellikle kayıt dışı ekonomi nedeniyle devletin dolaylı vergilere yönelmesi, vergi adaletini olumsuz etkilemektedir.

Vergi afları ve muafiyetler, devlet gelirlerini erozyona uğratmakta ve gelir idaresinin güvenilirliğine zarar vermektedir. Bu tür uygulamalar, vergi kaçırmanın suç sayılmadığı algısını yaygınlaştırmaktadır.

Öneriler 🌟

  • Vergi kanunlarının basit ve anlaşılır olması
  • Mevzuatın sade olması
  • Vergi bilincinin yerleştirilmesi
  • Sistemin vergi adaletini sağlayıcı olması
  • Kayıt dışı ekonominin önlenmesi

Bu düzenlemelerle, Türkiye’de daha adil ve etkin bir vergi sistemi oluşturulabilir. 💼💡

16 Haziran 2024 Pazar

Apple ve Yapay Zeka: Beklenenin Ötesinde mi, Geride mi? 🤖🍏

Ne zaman yeni bir teknoloji ortaya çıksa, gözler Apple'a çevrilir. Steve Jobs döneminde, Apple çığır açan teknolojileri bir sonraki sahip olunması gereken cihaza dönüştürmesiyle ünlüydü. 



Ancak artık işler değişti. Bu hafta tanıtılan Apple Intelligence, üretken yapay zeka girişimi, beklenen etkiyi yaratamadı. Apple, yapay zeka olanaklarını küçültmüş gibi görünüyor ve bu, şirketin önemli bir teknolojide geride kaldığı endişelerini artırıyor. 

Üretken yapay zekanın çok yönlülüğü belirsizlik yaratıyor. Bilgisayarlarla etkileşimde daha doğal bir yol mu sunacak, yoksa sadece yeni özellikler mi ekleyecek? Apple, bu hafta bunların hepsini olmaya çalıştı ama aceleyle hiçbirini iyi yapamayabilir. 

Apple'ın iç yapay zeka teknolojisi geride kaldığı için OpenAI ile bir anlaşma yaparak ChatGPT'yi cihazlarına getirdi. Ancak bu entegrasyon pek de kusursuz görünmüyor ve uzun vadede nasıl işleyeceği belirsiz. 

Eğer en gelişmiş yapay zeka sistemleri insan seviyesinde zekaya ulaşırsa, Apple’ın bu alanda öne çıkması gerekiyor. Gelişmiş bir Siri, e-postalarınızı, mesajlarınızı ve uygulamalarınızı kullanarak sizin adınıza eylemde bulunabilecek. Ancak, bunu başarmak zor olacak. 

Apple'ın sonunda üretken yapay zekayı cihazlarına getirmesi, bu hafta borsa değerine 260 milyar dolardan fazla değer kattı. Ancak bu, Apple'ın yapay zekanın tüm potansiyelini ortaya çıkaracak anahtarı bulduğu anlamına gelmiyor. 

5 Mayıs 2024 Pazar

Enflasyon Nedir ve Nasıl Kontrol Edilir?

Enflasyon, mal ve hizmetlerin fiyatlarının genel olarak yükselmesi anlamına gelir. Şirketler, ürünlerinin fiyatını belirlerken üretim maliyetlerine, ürünlerine olan talebin hassasiyetine ve piyasadaki konumlarına göre bir kâr payı eklerler. Ancak birçok şirket, fiyatlarını belirlerken marjinal maliyet veya marjinal geliri hesaplamaz. Bu kavramları kullanmak zordur çünkü:

  1. Para Nötr Değildir: Üretim miktarı, piyasadaki para miktarına bağlıdır.
  2. Farklı Ürünler: Şirketler genellikle çeşitli ürünler üretir ve her bir ürün için ayrı ayrı maliyet hesaplamak pratik değildir.

Ayrıca, bir makinede çalışan bir işçi için kapasite sınırına kadar ek maliyet sıfıra yakındır. Tam kapasite çalışılmadıkça, işsizliği artırmak ve talebi azaltmak bazen enflasyonun artmasına bile neden olabilir.

Talep Azaltma Politikaları

Talebi kısarak enflasyonu kontrol etmeye çalışmak, sadece belirli koşullarda işe yarar. Dayanıklı ürünlerin fiyat düşüşünün, dayanıksız ürünlerdeki fiyat artışını geçmesi gerekir, ancak bu genellikle gerçekleşmez. Son dönemde, faiz oranları yükseltilse bile enflasyonun düşmemesinin sebebi, üretimin kısılmasıyla gıda gibi dayanıksız ürünlere olan talebin artması ve üretimin azalmasıdır.

Faiz Oranlarının Rolü

Faiz oranlarının ekonomiye etkileri karmaşıktır:

  • Yatırımlar: Faiz oranları düştüğünde bile yatırımın artması garanti değildir, çünkü yatırımların temel belirleyicisi genellikle talep seviyesidir.
  • İflaslar: Faiz oranlarının yükselmesi, borçluluğu yüksek olan şirketlerin iflas riskini artırarak talebi baskılayabilir ve ekonomiyi daraltabilir.

Öneriler

Enflasyonu düşürmek için, talebi kısarak değil, arz sorunlarını çözerek yaklaşmak önemlidir. Faiz artışlarının ekonomiyi olumsuz etkilememesi için kamu yatırımlarıyla talebi desteklemek de faydalı olabilir

30 Nisan 2024 Salı

Amerikan doları neden bu kadar güçlü ve güçlü doların küresel ekonomi üzerindeki etkilerini nedir?

 ABD'nin büyümesi güçlü kalırken ve yatırımcıların Fed'in faiz oranlarını düşüreceğine dair beklentileri azaldıkça , ABD piyasalarına para akın etti ve dolar hızla yükseldi. Ticaret ağırlıklı para birimleri sepetine göre bu yıl %4 yükseldi.  Başkanlık seçimi yaklaşırken ve hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçiler Amerikan üretimini teşvik etmeye kararlıyken , dünya yeni bir güçlü dolar jeopolitiği döneminin eşiğinde.


Yen ve wonun zayıflığı Amerika ile diğer ülkeler arasındaki faiz oranlarındaki uçurumdan kaynaklanıyor. Güney Kore'nin iki yıllık devlet tahvilleri %3,5 civarında, Japonya'nınki ise sadece %0,3 getiri sunarken, aynı zamanda vadesi gelen Amerikan Hazine tahvilleri %5 getiri sunuyor. Amerika'da faiz oranları belirgin şekilde yüksek kalırsa, getiri arayan yatırımcılar basit bir seçimle karşı karşıya kalacak ve kararları doları destekleyecek.

Kaynak: Economist