24 Şubat 2015 Salı
19 Şubat 2015 Perşembe
RUSYA GİBİ MÜTTEFİKİN, YUNANİSTAN GİBİ BORÇLUN, FED GİBİ DOSTUN OLSUN
Piyasaların önündeki endişe kaynakları birer birer sahneden
çekiliyor. Sahneden çekiliyor diyoruz çünkü perdenin kapanmasından bahsetmek
için çok erken. Oyun devam ederken ufak bir ara.
Önce Ukrayna gerginliği konusunda Batı ile Rusya arasında
uzlaşma, ateşkes haberi geldi. Bu haber gelmeli, bu adım atılmalıydı çünkü batı
dünyası Rusya’ya yaptırımları bir üst noktaya çıkarma arifesindeydi.
Yaptırımlar Rusya’yı sıkıyor, doğru, ama
Yunanistan ile uğraşırken, Avrupa Merkez Bankası’nın parasal genişlemeye
başladığı dönemde “ağır” Avrupa Birliği liderlerinin ekonomide yol almak için,
yolda engellere tahammülü kalmadı. Hazır ufak ufak ekonomide toparlanma ışığı
belirmişken sorunları büyütmek yerine çözümü ötelemek daha mantıklı gelmiş
olabilir. Sağlanan ateşkesin elbette Ukrayna gerginliğini bittirdiğini,
Rusya’nın Doğu Ukrayna’dan, Batı’nın NATO’yu Rus sınırına olabildiğince
yaklaştırmaktan vazgeçirdiğini söylemek saflık olur. Bir molaya ihtiyaç vardı,
alındı.
Yunanistan’da Syriza zaferi sonrası AB’nin güç merkezleri
ile görüşmelerden sonuç çıkmadı. Taraflar hemen masadan el sıkarak kalkacak
diye beklemiyorduk ancak masadan kalkışın agresif-kızgın-inatçı anlarını basın
kanalıyla izleyince yavaş yavaş tedirginlik hissedilmeye başlanmıştı, çünkü iki
taraf da (Almanya-Yunanistan) geri adım atmıyordu. Yunanistan’ın suyun üzerinde
kalabilmesi için desteğe ihtiyacı var, bankacılık sistemi zorda, toplam
mevduatın yaklaşık %10’unun kaçtığı haberlerini izliyoruz. Yunan halkı “bizi bu
kemer sıkmadan, boyunduruk altında kalmaktan kurtar, nefes aldır” dediği
partiye oy verdi, yeni lider seçim öncesi vaadlerini yerine getirmek için
direndi ancak ülke içinde korku zaten sallanan sistemi, zora sokma noktasına geldi
ve Syriza lideri pes etmek üzere. Yunanistan’ın anlaşma koşuluna bağlanmış
IMF’den gelecek 7.2 milyar euro’ya ihtiyacı var. Mart ayında IMF’e 1.6 milyar
ödeme yapmak zorunda. Borç verenleri ile
anlaşmaz, krediyi alamazsa borcunu ödemek için piyasaya dönüp çok yüksek faizle
borçlanmaya çalışacak (kim borç verecek?) ya da default olacak, borcumu
ödemiyorum diyecek. Almanya liderliğindeki AB yönetimi ise gevşeme kapısını bir
kez Yunanistan’a açarsa o kapıdan ileride hiç hoşlanmayacağı siyasi
hareketlerin girmesini istemiyor.
28 şubat Yunanistan için anlaşma sağlamada son tarih. Son
güne kadar ümitler korunur, gelen haberlere göre (ki son 15 günde çok haberler
geldi) Yunanistan AB’nin şartlarına teslim olmak üzere.
Piyasalara bir güzel haber de Fed’den geldi. Son Fed
toplantısının tutanakları piyasalar için olabildiğince yumuşak. Erken bir faiz
artırımından ve bunun ekonomide sağlanmış kazanımları geri almasından endişe
ediliyor. Ayrıca Fed’in kendi içine odaklı olmadığını, dünyanın geri kalan
kısmında neler yaşandığına yakından bakıldığını gördük. Fed piyasa tepkisinden
endişe ediyor, diğer merkez bankalarının hamlelerinin olumlu değerlendirildiği
ancak yanlış zamanda yapılmış faiz artırımının dengeleri bozabileceği endişesi
göze çarpıyor.
Yani Fed tarafında yeni bir durum yok, beklemeye devam.
Ekonomide toparlanma sene başından bu yana yolundan hafif saptı. Asıl soru 2015
yılı büyümesi faiz artırımını gerektirecek kadar yüksek olacak mı, kişisel
tüketim harcamaları nasıl bir seyir izleyecek?
Brent petrol 45 dolara inerken, istihdam rakamları güçlü
toparlanmaya işaret ederken harcanabilir gelirde artış desteklendi.
Harcanabilir gelirler arttı fakat ABD tüketicisinde bir endişe var. Kişisel harcama rakamları, perakende satış
verisi iyi gelmedi, ABD halkı tasarruf oranını arttırdı. Çünkü petrol fiyatının
tekrar yükselmesinden, istihdam piyasasının artışında güç kaybından endişe
ediliyor. Bu durum Fed için faiz artırımında sabırlı olmak anlamına geliyor.
Fed sabırlı, Rusya barışçıl, Yunanistan masada ise piyasalar
için yeterince iyi haber birikmiş demektir. Ancak bu durum coşkulu parti havası
getirmez, fırsat olarak değerlendirilir. Dolarda değer kaybı izlerken, altında
sert düşüşten sonra az da olsa toparlanmak, borsa için 24 şubat öncesi yukarıyı
zorlamak, dolar/TL’de 2.40 seviyesi yaklaşmak mümkün.
Bir de 24 Şubat’ı atlatsak…
15 Ocak 2015 Perşembe
Merkez Bankası ile yatırımcı arasındaki ilişki..Hisli duygular misali...
İsviçre Merkez Bankası'nın (SNB) şok kararından sonra piyasalarda yaşananlar malum. SNB'nın kararının içeriği ayrı bir konu ama piyasaların hiç beklemediği bir kararın açıklanması tsunami etkisi yaratıp, 3 gün önce "yolumuza aynen devam edeceğiz" derken bugün sert bir direksiyon kırma ile yön değiştirilmesi, merkez bankasının güvenirliğini tartışılır hale getirdi. Yeni bir konu değil aslında ama haberden sonra aklıma youtube'da "benimle dalga mı geçiyorsun" yazıp arama yapmak geldi.
Çıkan sonuç aşağıda
http://www.youtube.com/watch?v=Fq0QOpUYkmA
Bu 1 dakika 36 saniyelik videoda herhangi bir merkez bankası ile yatırımcının ilişkisi özetlenmiş bence.
Genç Erkek (GE) Merkez Bankası (MB) olsun
Genç Bayan (GB) de yatırımcı (Y) olsun
Diyoluğu şöyle çevirebiliriz:
GE MB : yanınıza oturabilir miyim? (çünkü size yakın olmam gerek) Beklediğiniz gelmedi ( mesela finansal krizin bitmesi, normalleşme, işsizliğin azalması büyüme vb.)
GB Y : sizin de öyle oldu galiba ( sen de amacına ulaştın sayılmaz yani) beni görünce aklınıza bir fikir geldi.(günü benimle kurtarabileceğinizi düşündünüz)
GE MB: evet öyle..bir arkadaşım vardı randevuya gelmedi (enflasyon..gelmiyor bir türlü) Gelmedi ve herşey bitti.
GB Y : affetmiyorsunuz
GE MB : bir şey farketmez ki. O zengin bir iş adamının kızı ( kazancın olduğu, harcamanın yapıldığı yerde enflasyon olur) Bense basit fakir bir gençim ( enflasyonu çağırmak için imkanlarım sınırlı) Adım Bülent ( siz buraya istediğiniz merkez bankasını yazın) Bu fakir ve basit gençle beraber dolaşmak ister miydiniz ? ( takılalım mı? ben seni oyalayayım, arada mutlu edeyim, sen de bir şey olacak zannet)
GB Y : pek çekingen değilsiniz (cüretkarsınız, limitlerinizi zorluyorsunuz)
GE MB: yo yo aslında öyleyimdir, ama kadınlara ( yatırımcılara) karşı değil. Onların yanında kendimi çok rahat hissederim (burada çeviriye gerek yok) Bu da sevgiye şefkate olan ihtiyacımdan geliyor ( biri bana güvensin lütfen) hem kadınlar (yatırımcılar) beni pek sempatik bulurlar ( onların istediklerini yerine getiririm)
GB Y : anlıyorum ayaklarınıza kapılırlar ( sana muhtacım merkez no'lur gitme)
GE MB : hayır bunu demek istemedim. Sadece bana cesaret verirler (yatırımcılar bana öyle baktıkça bende bir özgüven artışı vs..)
GB Y : yani bir kazanovasınız ( anladınız).. hoşçakal yakışıklı (işte bunu hiçbir merkez bankasına hiçbir yatırımcı söyleyemiyor)
GE MB : benimle alay mı ediyorsunuz ( önce sen başlattın ama diyoruz kendisine) Bugünü nasıl geçireceğimi bilmiyorum. Benimle biraz daha kalın no'lur. ( gitme, bende aksiyon çok)
GB Y : üzgünüm ama olmaz (bunu diyebilecek yatırımcıyı ben de tanımak istiyorum)
Çıkan sonuç aşağıda
http://www.youtube.com/watch?v=Fq0QOpUYkmA
Bu 1 dakika 36 saniyelik videoda herhangi bir merkez bankası ile yatırımcının ilişkisi özetlenmiş bence.
Genç Erkek (GE) Merkez Bankası (MB) olsun
Genç Bayan (GB) de yatırımcı (Y) olsun
Diyoluğu şöyle çevirebiliriz:
GE MB : yanınıza oturabilir miyim? (çünkü size yakın olmam gerek) Beklediğiniz gelmedi ( mesela finansal krizin bitmesi, normalleşme, işsizliğin azalması büyüme vb.)
GB Y : sizin de öyle oldu galiba ( sen de amacına ulaştın sayılmaz yani) beni görünce aklınıza bir fikir geldi.(günü benimle kurtarabileceğinizi düşündünüz)
GE MB: evet öyle..bir arkadaşım vardı randevuya gelmedi (enflasyon..gelmiyor bir türlü) Gelmedi ve herşey bitti.
GB Y : affetmiyorsunuz
GE MB : bir şey farketmez ki. O zengin bir iş adamının kızı ( kazancın olduğu, harcamanın yapıldığı yerde enflasyon olur) Bense basit fakir bir gençim ( enflasyonu çağırmak için imkanlarım sınırlı) Adım Bülent ( siz buraya istediğiniz merkez bankasını yazın) Bu fakir ve basit gençle beraber dolaşmak ister miydiniz ? ( takılalım mı? ben seni oyalayayım, arada mutlu edeyim, sen de bir şey olacak zannet)
GB Y : pek çekingen değilsiniz (cüretkarsınız, limitlerinizi zorluyorsunuz)
GE MB: yo yo aslında öyleyimdir, ama kadınlara ( yatırımcılara) karşı değil. Onların yanında kendimi çok rahat hissederim (burada çeviriye gerek yok) Bu da sevgiye şefkate olan ihtiyacımdan geliyor ( biri bana güvensin lütfen) hem kadınlar (yatırımcılar) beni pek sempatik bulurlar ( onların istediklerini yerine getiririm)
GB Y : anlıyorum ayaklarınıza kapılırlar ( sana muhtacım merkez no'lur gitme)
GE MB : hayır bunu demek istemedim. Sadece bana cesaret verirler (yatırımcılar bana öyle baktıkça bende bir özgüven artışı vs..)
GB Y : yani bir kazanovasınız ( anladınız).. hoşçakal yakışıklı (işte bunu hiçbir merkez bankasına hiçbir yatırımcı söyleyemiyor)
GE MB : benimle alay mı ediyorsunuz ( önce sen başlattın ama diyoruz kendisine) Bugünü nasıl geçireceğimi bilmiyorum. Benimle biraz daha kalın no'lur. ( gitme, bende aksiyon çok)
GB Y : üzgünüm ama olmaz (bunu diyebilecek yatırımcıyı ben de tanımak istiyorum)
16 Aralık 2014 Salı
15 Aralık 2014 Pazartesi
10 Aralık 2014 Çarşamba
3 Aralık 2014 Çarşamba
Hatasız Düşünme kitabından notlar
Beyinlerimiz gerçekleri bulmaya değil, gerçekleri üretmeye ayarlanmış. Başkalarını ikna etmek için düşünmeye ihtiyaç duyuyoruz. Başkalarını ikna eden kişi gücü elde eder algısı var. Gücü ele alırsan kaynaklara ulaşma imkanın var. Düşünme amacımızın gerçekler olmadığının ispatı, kitap piyasası. Kurmaca romanlar, gerçekleri anlatan kitaplardan çok satar.
Aşağıda bir kaç düşünme hatası yada doğru düşünme tekniği diyebileceğimiz başlılar var. Notlar "Hatasız Düşünme" kitabından alındı.
1. Hayatta kalana bağlılık
Başarı olasılıkları, gerçekte olduğundan daha yüksekmiş gibi algılanır. Buna karşı koymak için, bir zamanlar umut vaadeden projelerin akıbetine bak.
2. Kişisel gelişim kitaplarından uzak dur.
Bu kitaplar mutlu olmaya doğal eğilimli insanlar tarafından yazılmıştır. Arzu edilen şeylerinin vaadinin yapıldığı her yere dikkat et.
3. Aşırı güven
Bütün öngörülere şüpheyle yaklaş. Planın ne olursa olsun hep kötümser senaryodan yola çık. Böylece durumu bir dereceye kadar gerçekçi değerlendirme şansın olur.
4. Sosyal ispatta tuzağına düşme
Bir ürünün en çok satılan ürün olması sebebiyle daha iyi olmasını bekleme.
4. Batık maliyet yanlışı
Bu ana dek ne yaptığının önemi yok, önemli olan tek şey, şu anda-şimdi ne olduğu ve gelecek için değerlendirmendir.
5. Doğrulama eğilimi
Yeni bilgiler var olan teoriler, dünya bakışıyla ve inançla uyumlu olacak şekilde yorumlanma eğilimindedir. Mevcut görüşlerinle çelişen yeni bilgileri elersin. Sırf onları görmezden geldiğin için hakikatler ortadan kalkmaz. Kendini farklı düşünmeye zorla. Gözlemlerin teorinle çeliştiği zaman bu özel durumu daha çok dikkate al. Not tut. Teorinle çelişen gözlemlerini 30 dk. içinde not et. Çünkü beyin doğrulanmayan kanıtları 30 dk. sonra unutur. Teorin ne kadar istikrarlı görünüyorsa teoriyle çelişen gözlemlerin peşinde o derece faal ol. Herkes kendi teorisinin doğruluğunu ispat etmeye çalışırken SEN KENDİ TEORİNİN YANLIŞLIĞINI KANITLAMAYA ÇALIŞ. Bilinçli olarak, doğrulanamayan kanıtlar ara.
6. Otorite önyargısı
Uzman-otorite-üstad ...bunlara meydan oku. Bunlara karşı ne kadar eleştirel olursan o kadar özgür olursun.
7. Zıtlık etkisi tuzağına düşme
100 TL'den 70 TL'ye düşmüş ürün, fiyatı zaten 70 TL olan üründen daha ucuz algılanır.
8. Hazırda bulunma etkisi
Aklımıza gelen örneklerin kolaylığından yola çıkarak kendimize bir dünya görüşü belirleriz. Halbuki gerçek hayatta hiçbir şey sırf biz onu daha iyi hayal edebildiğimiz için daha sık yaşanmaz.
9. Hikayede gizleneni ara
Bir hikayenin gizlemek istediği nedir?. Her şeyi anlamlı hikayeler şekline sokulmasına izin verme, gerçekleri çarpıtma, ki kararlarını etkilemesinler.
10. Öngörülerini not al. Zamanla öngörünü karşılaştır.
11. Kontrol yanılsaması
Kontrol edebildiğin birkaç seye odaklan. Diğer herşeyi bırak olsun.
12. Sonuç önyargısı
Bir kararı asla sonuca göre değerlendirme. Kötü sonuç kötü karar verildiği anlamına gelmez. Tersi de geçerli. Neden o şekilde karar verdim, bunu gözden geçir.
13. Seçenek ikilemi
var olan seçenekleri gözden geçirmeden önce ne istediğini dikkatlice düşün. Kriterlerini yaz, Mutlaka kriterlerine sadık kal. Mükemmel seçimi yapamayacağını unutma. "İyi bir çözüme" razı ol.
14. Sahiplik etkisi
Bir şey "senin olduğu için" "daha değerli" olmaz.
15. Grup baskısı
Kendini güçlü görüş birliği olan bir grup içinde bulduğunda dile gelmeyen varsayımları araştır.
16. Sıfır risk yanılgısı
Sıfır risk diye bir şey yok.
17. Enderlik yanılgısı
RASA SUNT CARA
Ender olan kıymetlidir.
Bir şeyi sadece fiyatı ve faydası üzerinden değerlendir. O şeyin ender olup olmaması önemli olmamalı.
18. İhtiyatlı olumlu
Olumsuz şeylere olumlu şeylerden daha hassas tepki veririz. Sevimsiz bir yüzü sevimli bir yüzden daha çabuk farkederiz. Kötü davranış iyi davranıştan daha uzun süre hafızada kalır.
19. Kazananın laneti
Asla açık artırımlara katılma. Buffet
20. İlişkilendirme hatası
Çevrendeki insanlar seni büyülese de, hiçkimse kusursuz değil, hiçkimse kendi kaderini tayin etme gücünde değil. Herkes bir durumdan diğerine savruluyor. Yaşananları gerçekten anlamak istiyorsan dikkatini oyunculara değil, oyuncuların maruz kaldığı etkiye odaklan.
21. Reklam panolarına dikkatli bak. Öne çıkarılan özelliği dışarda bırak, bir kez daha bak.
22. Alternatif yollar
Riskler asla doğrudan göze çarpmaz. Bu yüzden alternatif yolların neler olduğunu her zaman düşün.
23. Öngörülere karşı eleştirel ol.
Öngörüde bulunanın teşviği ne? Çalışan mı? Neden sansasyonel öngörü medyada yankı bulur? Öngörüde bulunanın ispat oranı ne? Kaç öngörüsünün kaçı tutmuş?
24. Aşırı hareket.
belirsiz durumlarda birşey yapma dürtüsü hissederiz. Sonrsında herhangi birşey düzelmese de kendimizi iyi hissederiz. Çabuk ve sık harekete geçme eğilimindeyiz bu yüzden, durum belirsizken, durumu daha iyi değerlendirene kadar hiçbir şey yapma. Kendini zapt et. İNSANLIĞIN EN BÜYÜK TALİHSİZLİĞİ, ODASINDA SAKİN SAKİN OTURAMAMASIDIR.
25. İnsanın uzun süre sonra bile alışamadığı olumsuz etkilerden kaçım. (uzun yol, gürültü vs.)
Aşağıda bir kaç düşünme hatası yada doğru düşünme tekniği diyebileceğimiz başlılar var. Notlar "Hatasız Düşünme" kitabından alındı.
1. Hayatta kalana bağlılık
Başarı olasılıkları, gerçekte olduğundan daha yüksekmiş gibi algılanır. Buna karşı koymak için, bir zamanlar umut vaadeden projelerin akıbetine bak.
2. Kişisel gelişim kitaplarından uzak dur.
Bu kitaplar mutlu olmaya doğal eğilimli insanlar tarafından yazılmıştır. Arzu edilen şeylerinin vaadinin yapıldığı her yere dikkat et.
3. Aşırı güven
Bütün öngörülere şüpheyle yaklaş. Planın ne olursa olsun hep kötümser senaryodan yola çık. Böylece durumu bir dereceye kadar gerçekçi değerlendirme şansın olur.
4. Sosyal ispatta tuzağına düşme
Bir ürünün en çok satılan ürün olması sebebiyle daha iyi olmasını bekleme.
4. Batık maliyet yanlışı
Bu ana dek ne yaptığının önemi yok, önemli olan tek şey, şu anda-şimdi ne olduğu ve gelecek için değerlendirmendir.
5. Doğrulama eğilimi
Yeni bilgiler var olan teoriler, dünya bakışıyla ve inançla uyumlu olacak şekilde yorumlanma eğilimindedir. Mevcut görüşlerinle çelişen yeni bilgileri elersin. Sırf onları görmezden geldiğin için hakikatler ortadan kalkmaz. Kendini farklı düşünmeye zorla. Gözlemlerin teorinle çeliştiği zaman bu özel durumu daha çok dikkate al. Not tut. Teorinle çelişen gözlemlerini 30 dk. içinde not et. Çünkü beyin doğrulanmayan kanıtları 30 dk. sonra unutur. Teorin ne kadar istikrarlı görünüyorsa teoriyle çelişen gözlemlerin peşinde o derece faal ol. Herkes kendi teorisinin doğruluğunu ispat etmeye çalışırken SEN KENDİ TEORİNİN YANLIŞLIĞINI KANITLAMAYA ÇALIŞ. Bilinçli olarak, doğrulanamayan kanıtlar ara.
6. Otorite önyargısı
Uzman-otorite-üstad ...bunlara meydan oku. Bunlara karşı ne kadar eleştirel olursan o kadar özgür olursun.
7. Zıtlık etkisi tuzağına düşme
100 TL'den 70 TL'ye düşmüş ürün, fiyatı zaten 70 TL olan üründen daha ucuz algılanır.
8. Hazırda bulunma etkisi
Aklımıza gelen örneklerin kolaylığından yola çıkarak kendimize bir dünya görüşü belirleriz. Halbuki gerçek hayatta hiçbir şey sırf biz onu daha iyi hayal edebildiğimiz için daha sık yaşanmaz.
9. Hikayede gizleneni ara
Bir hikayenin gizlemek istediği nedir?. Her şeyi anlamlı hikayeler şekline sokulmasına izin verme, gerçekleri çarpıtma, ki kararlarını etkilemesinler.
10. Öngörülerini not al. Zamanla öngörünü karşılaştır.
11. Kontrol yanılsaması
Kontrol edebildiğin birkaç seye odaklan. Diğer herşeyi bırak olsun.
12. Sonuç önyargısı
Bir kararı asla sonuca göre değerlendirme. Kötü sonuç kötü karar verildiği anlamına gelmez. Tersi de geçerli. Neden o şekilde karar verdim, bunu gözden geçir.
13. Seçenek ikilemi
var olan seçenekleri gözden geçirmeden önce ne istediğini dikkatlice düşün. Kriterlerini yaz, Mutlaka kriterlerine sadık kal. Mükemmel seçimi yapamayacağını unutma. "İyi bir çözüme" razı ol.
14. Sahiplik etkisi
Bir şey "senin olduğu için" "daha değerli" olmaz.
15. Grup baskısı
Kendini güçlü görüş birliği olan bir grup içinde bulduğunda dile gelmeyen varsayımları araştır.
16. Sıfır risk yanılgısı
Sıfır risk diye bir şey yok.
17. Enderlik yanılgısı
RASA SUNT CARA
Ender olan kıymetlidir.
Bir şeyi sadece fiyatı ve faydası üzerinden değerlendir. O şeyin ender olup olmaması önemli olmamalı.
18. İhtiyatlı olumlu
Olumsuz şeylere olumlu şeylerden daha hassas tepki veririz. Sevimsiz bir yüzü sevimli bir yüzden daha çabuk farkederiz. Kötü davranış iyi davranıştan daha uzun süre hafızada kalır.
19. Kazananın laneti
Asla açık artırımlara katılma. Buffet
20. İlişkilendirme hatası
Çevrendeki insanlar seni büyülese de, hiçkimse kusursuz değil, hiçkimse kendi kaderini tayin etme gücünde değil. Herkes bir durumdan diğerine savruluyor. Yaşananları gerçekten anlamak istiyorsan dikkatini oyunculara değil, oyuncuların maruz kaldığı etkiye odaklan.
21. Reklam panolarına dikkatli bak. Öne çıkarılan özelliği dışarda bırak, bir kez daha bak.
22. Alternatif yollar
Riskler asla doğrudan göze çarpmaz. Bu yüzden alternatif yolların neler olduğunu her zaman düşün.
23. Öngörülere karşı eleştirel ol.
Öngörüde bulunanın teşviği ne? Çalışan mı? Neden sansasyonel öngörü medyada yankı bulur? Öngörüde bulunanın ispat oranı ne? Kaç öngörüsünün kaçı tutmuş?
24. Aşırı hareket.
belirsiz durumlarda birşey yapma dürtüsü hissederiz. Sonrsında herhangi birşey düzelmese de kendimizi iyi hissederiz. Çabuk ve sık harekete geçme eğilimindeyiz bu yüzden, durum belirsizken, durumu daha iyi değerlendirene kadar hiçbir şey yapma. Kendini zapt et. İNSANLIĞIN EN BÜYÜK TALİHSİZLİĞİ, ODASINDA SAKİN SAKİN OTURAMAMASIDIR.
25. İnsanın uzun süre sonra bile alışamadığı olumsuz etkilerden kaçım. (uzun yol, gürültü vs.)
3 Kasım 2014 Pazartesi
KASIM AYI ALTIN
Ekim ayı altın için değer kaybının devam ayı oldu. Altın en
yüksek 1255, en düşük 1160 dolar seviyelerini gördü ve ay 1172 dolar
seviyesinden tamamlandı. Eylül ayına öne yaklaşık % 2,9 oranında değer kaybı
yaşandı.
Fed ve ABD ekonomisi yorumlarını USDTRY analizinde
yapmıştık, altın için riskli varlıklar cephesinden değerlendirmeyle devam
edelim.
Borsa endeksleri ile altın arasında negatif korelasyon var.
Dünyanın önemli borsalarında yükseliş varsa altın aşağı yönde baskılanıyor. Borsaların
düşmeye başladığı dönemi altın yükseliş fırsatı olarak değerlendiriyor. Bunun
net örneğini ekim ayı içinde gördük. SP500 endeksi 9 ekim tarihinde 1967
seviyesinden düşmeye başladı. Düşüş 15 ekime, 1820 seviyesine kadar devam etti.
Bu hareket endeksin yaklaşık % 7,5 oranında değer kaybetmesi demekti. Aynı
dönemde, 9 ekim tarihinde altın 1223 dolar seviyesindeydi, 3 gün önce 6 ekim
tarihinde 1182 seviyesi görülmüştü. Bu seviyeden başlayan yükseliş 15 ekimde
1249, 21 ekimde 1255 dolar seviyesine kadar devam etti. Dip seviyeye göre % 6
oranında bir yükseliş yaşandı.
Devamında SP500 1820 seviyesindeki dibinden 1994 seviyesine
kadar yükseldi, %9,5 oranında yükseliş yaşandı. Altın 1255 dolar seviyesinden
1160 seviyesine geriledi (%7,5 oranında gerileme)
Borsa endeksi ile (riskli varlık), altın (güvenli liman)
arasındaki ilişki bu şekilde. Risk iştahında azalma varsa altın tercih
ediliyor, riskli varlıklardan kaçış yoksa, tersine artan talep gözleniyorsa
altın için düşüş kaçınılmaz.
Dolar endeksi cephesinden de altının incelenmesi gerek.
Dolar endeksi ekim ayı içinde 84,4 seviyesine gerilese de ekim ayı 87,1
seviyesinden tamamlandı. Doların değer kazanması da altın fiyatını aşağı yönde
baskılıyor.
Altın üç kez test ettiği 1180 seviyesini güçlü bir destek
olarak kabul ettirmişti. Şimdi bu destek kırılma tehlikesiyle karşı karşıya.
Kasım ayının ilk haftasında güçlü gelebilecek ABD verileri altın için 1180
desteğinin kırıldığının teyidi olabilir. 1180 seviyesinin altında olmak 1000
dolar seviyesine kadar geri çekilme senaryolarını canlandıracaktır. 680 dolar
seviyesinden başlayıp 1920 seviyesine kadar devam eden yükselişin Fibonacci
seviyeleri hesaplandığında 1150 seviyesinin son önemli destek olduğu
görülebilir. Düşüş tehlikesinden kurtulmak için altın ilk önce ve hemen 1180
seviyesi üzerine çıkmalı. 1200 dolar seviyesi üzerinde gün sonu kapanışlar
olmadan düşüşün bittiğini söylemek zor olabilir.
Altını değerlendirmek için yine ABD borsalarına bakacağız.
Şu anda zirve seviyelerine ulaşmış endekslerde yükseliş devam ettikçe altın
için yükseliş anlamında pozitif olmak zor. Borsalar gerilemeye başlarsa bu
senaryoda altın en azından 1180 dolar seviyesi üzerinde kalabilir, hatta 2000
seviyesini aşabilir.
Ay boyunca konuşulacak diğer bir konu ise İsviçre Merkez
Bankası’nın rezervlerindeki altın oranının %8’den %20’ye çıkarılması ve altın
satılmaması konusundaki 30 Kasım referandumu olacak. Referandumdan evet kararı
çıkarsa İsviçre Merkez Bankası 5 yıl içinde yaklaşık 1500 ton (1 yıllık dünya
altın üretiminin yarısı) alacak. Bu olasılık ise altında yükselişe destek
arayanların bir köşeye aldığı not olacaktır.
Destekler: 1150-1000-900
Dirençler: 1180-1200-1250
KASIM AYI: EURUSD
Euro ekim ayında da dolara karşı değer kaybetmeye devam
etti. Parite ay içinde en yüksek 1,2885 en düşük 1,2485 seviyelerini gördü,
ekim ayı 1,2520 seviyesinden tamamlandı.
Fed ve dolar cephesinden değerlendirmeyi USDTRY analizinde
yapmıştık, EURUSD için tekrara düşmeden, euro cephesinden değerlendirmeye
geçelim.
Ekim ayının ana konusu ECB’nin parasal genişlemeye gitme
adımları ve bankacılık sektörü stres testleriydi. Hedefli refinansman
operasyonunun (TLTRO) ilk turunda
katılımın hayal kırıklığı yaratmasına sebep olarak gösterilen stres testi
sonuçları pek parlak değil. Bunun öncesinde testin kurgulanma yöntemi de
sorgulanabilir. Stres testi yüksek enflasyon ortamında 11 bankanın zorda
olduğunu gösterdi. Fakat şu an Euro Bölgesi için enflasyon değil deflasyon
tehlikesi var. Ve bu tehlikenin aşılacağına dair sağlam bir dayanak da
görülmüyor.
Son dönemde gelen, hayal kırıklığı yaratan bölge makro
verileri Draghi’ye parasal genişleme için dayanak oldu. Alman ekonomisinin de
küçülüyor olması ECB üzerindeki Bundesbank baskısını (tam olmasa da) azaltmış
görülüyor. ECB önce covered bonds alımıyla başladı, devamında şimdilik erken
olduğunu düşünsek de şirket tahvilleri alımı bekleniyor. Copy-paste Fed veya
Boj benzeri bir genişlemeyi ECB’den beklemek mümkün değil ama ECB artık rahat
hareket etmek için bahar aylarına göre daha uygun koşulları buluyor.
ECB’nin amacı bölge içinde kredi mekanizmasını canlandırıp
tüketimi artırıp enflasyonda kıpırdanma görmek. Bu amaca ulaşmak için negatif
faiz uygulamasından TLTRO’a, oradan varlığa dayalı menkul kıymet alımına kadar
gelindi. Fakat ECB istediği hedefe ulaşabilecek mi? Tasarrufun cezalandırılmasıyla
tüketime yönelim olmayacağına inanıyoruz. Kredi kullanmaya gereksinim zorla
edindirilemiyor. Önce bölge içinde hala eksik olan güvenin tesis edilmesine
ihtiyaç var. 18 ayrı ülkenin değişik öncelikleri, değişik sorunları varken,
sadece ortak para birimi birlikteliği ile mali birlik olmadan, bir merkez
bankasının yapabilecekleri de bir yere kadar. İtalya, Fransa gibi ülkeler
yapısal reform yapmamakla eleştirilirken, sorunlu ülkeler kemer sıkma
politikasına isyan ederken Merkel bütçede tavizsiz sıkı duruşdan bahsediyor.
Bir taraftan doları mecburen değerli kılmak zorunda olan
Fed, diğer taraftan euro’yu değersiz kılma adımları atan ve atması beklenen
ECB, EURUSD için düşüş senaryolarını güçlü kılıyor. Paritede yükselişler satış
fırsatı olarak değerlendiriliyor.
Paritede 2,25 seviyesi şimdilik güçlü bir destek. Fakat
kasım ayı içinde ABD’den güçlü ekonomik veriler, Euro Bölgesi’nden zayıflamanın
devamına işaret eden veriler gelirse paritede aşağı yönde baskı devam edecek.
1,25 seviyesinin altında en yakında destek 1,20 seviyesinde. ECB’den beklenen
adımların hızlanması veya Euro Bölgesi ekonomisinin daha da kötüleşmesi
durumunda 1,20 seviyesi yıl sonu hedefi olabilir. Tersi durumda atıl kalan bir
ECB senaryosunda 1,25 seviyesi şimdilik kısa vadeli dip olabilir.
Destekler: 1,25-1,23-1,20
Dirençler: 1,2750-1,29-1,30
KASIM AYI DOLAR/TL
Ekim ayına 2,2778 seviyesinden başlayan parite en yüksek
2,3066 en düşük 2,1897 seviyelerini gördü ve ay 2,2220 seviyesinden tamamlandı.
Ağustos ayının 2,2774 seviyesinden kapanışına göre ekim ayında % 2,4 oranında
gerileme yaşandı. Dolar endeksinin aylık bazda %1,1 oranında yükseldiği dönemde
gelişmekte olan ülke para birimleri daha fazla değer kaybettiler.
Pariteye dolar cephesinden bakınca Fed’in varlık alımını
sonlandırdığı ayda faiz artırım sürecinde iki başlığa odaklanıldığı görülüyor;
enflasyon ve ücretler.
ABD’de işsizlik oranı %6’nın de altına indi, eğer büyük bir
yol kazası olmazsa 2015 yılında Fed’in tam istihdam seviyesi olarak kabul
ettiği %5,5 seviyesine ulaşılacak. İstihdam piyasasında sorun ücretlerde,
ekonomik sistem istihdam yaratıyor fakat ücretlerde artış yok. Bu durum
yaratılan istihdamın kalitesizliğine yorumlanıyor. Enflasyon tarafında %2
seviyesine henüz ulaşılmadı, bu hedef yakalansa da Fed hemen faiz artırır mı
şüpheli.
Bir taraftan değerli dolardan şikayetçi Fed başkanları bir
taraftan iyi gelmeye devam eden ekonomik veriler Fed’in önümüzdeki dönemde
nasıl bir iletişim dil kullanacağı sorusunu gündeme getiriyor. Bir süre daha
faizin düşük kalacağına vurgu yapan Fed, makro verilerin iyileşmeye devam
etmesiyle birlikte aralık ayında “öngörülebilir bir süre daha sıfır faiz
politikasına devam” der mi ?
Faiz artırım döneminin başlangıcı olarak 2015 haziran ayı
genel kabul görmeye devam ediyor. Arada gelen bazı verilerle veya Fed bölgesel başkanlarının
açıklamalarıyla faiz artırımı bazen 2015 nisan, bazen 2015 eylül dönemine öne
alınıp öteleniyormuş gibi görünse de şimdilik 2015 ortası faiz artırımı bizce
de makul bir zamanlama barındırıyor.
Bu durumda, her ne kadar beklentiler bir çeyrek öne-ileriye
oynuyor olsa da 2015 yılı faiz artırım yılı olacak. Bu durumda doların değer
kazanması, Fed istemese de, kaçınılmaz. Doların ana vatanına dönmesi ihtimali,
parasal genişleme döneminde bol ve ucuz dolar politikasından istifade eden
gelişmekte olan ülkeleri zorlayacak. Bu zorlamayı bir kırılma olarak görmesek
de baskı hissedilmemesi imkansız diye düşünüyoruz.
Stresin ölçülmesinin en sağlıklı yolunun ABD 10 yıllık
tahvil faizinin izlenmesi olduğunu düşünüyoruz. Ekim ayı içinde 2,20
seviyesinin altına inilse de son durumda 2,33 seviyesindeyiz. Tahvilde 2,50
seviyesi aşılmadan bir baskıdan bahsetmek için erken olabilir. Bu durumun TL
açısından anlamı ise;
Dolar/TL paritesinde şimdilik 2,20-2,25 aralığı muhafaza
ediliyor. Fakat, özellikle kasım ayının ilk haftası açıklanacak ABD verileri
ekonomide güçlenmeye işaret ediyorsa 2,25 seviyesi tekrar zorlanabilir. 2,25
seviyesi aşılırsa yukarıda ilk hedef 2,30 olarak görülüyor. Tersi olur da,
makro veriler Fed’i hızlı adım atmama noktasında haklı çıkarırsa paritede
tekrar 2,20 seviyesi aşağı zorlanabilir. Bu durumda 2,16 seviyesini güçlü
destek olarak görüyoruz.
Destekler: 2,20-2,16-2,10
Dirençler: 2,25-2,30-2,39
15 Ekim 2014 Çarşamba
1 Ekim 2014 Çarşamba
KURTAR BİZİ DRAGHI
Perşembe günü Avrupa Merkez Bankası (ECB) toplantısı var. Bu
toplantıdan varlık alım programına dair detaylar piyasalar tarafından
bekleniyor. Fed faiz artırımına adım adım yaklaşırken Fed’in yarattığı boşluğu
ECB’nin dolduracağını düşünenler var –ki fena halde yanılıyor olabilirler.
ECB’nin Fed benzeri, hatta Fed’in parasal genişleme modelinin
kopyala-yapıştır şeklinde uygulanması ve Fed’in parasal genişleme programının
etkileriyle ECB’nin parasal genişleme etkisinin aynı olması beklenmemeli.
Euro Bölgesi 7 yıldır toparlanamıyor. İşsizlik çok yüksek,
enflasyon yok, büyüme yok. Kurtarıcı figür olarak ise hükümetler değil ECB
başkanı Draghi görülüyor. Sakin duruşu, önceki başkana göre daha radikal
kararlar alması kendisine süper Mario lakabını yapıştırdı. Fakat bir merkez
bankasını, bir bölgedeki sorunları sahip olduğu araçlarla tek başına çözmesi
mümkün değil. Draghi de aynısını söylüyor. Son basın toplantılarında, eskiden
gördüğümüz rahat başkan tavırlarından uzak bir Draghi gördük. Draghi
politikacıların üzerlerine düşeni yapmaları gerektiğini söylüyor. ECB’nin
uyguladığı para politikalarının maliye politikalarıyla desteklenmesi
gerektiğini söylüyor. Düşük vergi, yapısal reformlar vb. sıfır faiz, bedava
para kadar önemli toparlanabilmek için.
ECB tüketimi canlandırmaya çalışıyor. Bunun için paketler
hazırlıyor fakat kredi piyasasında kıpırdama yok. En son uygulanan, haziran
ayında açıklanıp eylülde ilk turu, ekimde ikinci turu yapılacak olan hedefli
refinansman operasyonu da aynı amaca yönelik. ECB bankalara 4 yıl vadeli
kredi imkanı sunuyor, küçük işletmelerin desteklenmesini istiyor.
Kredilerde artış olmazsa 2 yıl sonra bankaya verilen para ECB tarafından geri
isteniyor. İlk turun sonuçları hayal kırıcıydı. 225 banka 82.6 milyar euro’luk
başvuru yaptı. 400 milyar euro’luk pakette çok küçük kalan katılım Draghi’yi
üzmüş olmalı. Katılımın az olmasının sebepleri şöyle sıralanabilir;
1.Haziranda alınan kararların uygulanması beklenmeden varlık
alım programından bahsetmek bankaları bekle-göre sevketti
2.Banka stres testi bekleniyor, sonuçlar gelmeden,
bankaların yapacağı yüksek miktarlı başvuru yanlış değerlendirilebilir.
Draghi kredi koşullarını hafifleterek, kredi sisteminin
canlanmasını, üretimin-tüketimin kıpırdamasını bekliyor. Fakat gevşek para
politikalarının sonucu mutlak-kesin değil. Ayrıca tek yol bedava para değil.
Bir de alıcı tarafına bakmak gerekli. Kredi talebi var mı? Bu soruyu sorunca
başka bir soru akla geliyor, arz mı talebi doğurur talep mi arzı? ECB krediyi
arz ediyorsa talep artar mı, yoksa zaten krediye talep olsaydı ECB bu kadar
kıvranır mıydı ?
Sonuç olarak Draghi’nin çantasında sistemi canlandırabilmek
için kullanabileceği son bir silah kaldı. Her ne kadar kendisi daha çok
silahımız var, alışık olmadığınız yöntemler de uygulayabiliriz dese de, son
kurşun varlığa dayalı menkul kıymel alımı, parasal genişleme. Mevduata negatif
faiz verecek, tasarruflar cezalandırılıp zorla tüketilsin isteniyor ve yaprak
kıpırdamıyorsa limite gelmiş olabilirsiniz.
Perşembe toplantısında, sürpriz olmazsa Draghi’nin
parmaklarıyla masa altında şans işareti yaparken tahvil alımına dair programını
açıklarken içinden dua ettiğini duyacağız.
15 Eylül 2014 Pazartesi
Fed üyesi neden “şahin” ya da “güvercin” olur?
Çarşamba akşamı Fed toplantısından gelecek açıklamaları
piyasalar sabırsızlıkla ve tedirgin bir halde bekliyor. Tedirgin çünkü bu
toplantıda Fed’den gelecek açıklamaların faiz artırımına daha sıcak, daha yakın
olunduğunun işaretleri gelecek beklentisi var. Bu “şahin” beklenti faizleri
yükseltiyor, borsalar geriliyor, dolar değer kazanıyor. Ekonomik veriler
açısından bakarak neden Fed faiz artırımı için aceleci olmamalı (güvercin) ya
da Fed neden bir an önce faiz artırımına başlamalı (şahin) sorusuna cevap
arayalım.
Bir Fed üyesi neden
“güvercin” olur?
Fed üyeleri arasında ekonominin daha uzun bir süre Fed
desteğine ihtiyacı olduğunu düşünenler var. Ekonomide toparlanma tam istikrara
kavuşmadan yapılacak erken bir faiz artırımı bütün kazanımları geri
verdirebilir, o yüzden aceleci olunmamalı, bir süre daha ekonomik veriler takip
edilmeli.
Ücretlerdeki seyre bakan güvercin Fed üyesi şunu görüyor;
Tablo 1 : ücretler
Ücretlerdeki artış hala bastırılmış durumda. İşsizlikteki
azalışa rağmen ücretlerde artış yok. Ücretlerde kayda değer artış yoksa faiz
artırımı için neden aceleci olunsun?
Çekirdek enflasyon tekrar gerilemeye başlıyor;
Tablo 2: çekirdek enflasyon
Çekirdek enflasyon bahar aylarında yükselirken tekrar düşüşe
geçiyor. Enflasyon %2’nin altındayken, enflasyon kontrolden çıkacak korkusu
yersiz.
Tarım dışı istihdam geçen iki ayda zayıf gelmeye başladı;
Tablo 3 : tarım dışı istihdam
Enflasyon tarafında henüz %2’ler aşılmamışken, momentum
kaybeden tarım dışı istihdam verileri de Fed’e bekle-gör dedirtmeli.
Kişisel harcama verisi de faiz artırımı için erken olduğunu
gösteriyor;
Tablo 4: Kişisel harcamalar
Bir Fed üyesi neden
“şahin” olur ?
Bazı şahin Fed üyelerine göre de faiz artırımı daha çok
geciktirilmemeli, bu gecikmenin ekonomiye olumsuz etkileri olacaktır. Şahin
üyelerin argümanlarından biri piyasaların ekonominin gittiği yer açısından Fed
ile aynı pencereden bakmaması ve bu durumun tehlike arz etmesi. Şahinlere göre
piyasa fiyatlaması “aşırı” noktalara yakın olabilir. Bunun engellenmesi için
faiz artırımına bir an önce başlanmalı.
Ekonomik veriler açısından da konjonktür faiz artırımını
kaçınılmaz kılıyor.
İstihdam piyasasında göstergeler iyileşiyor. Ağustos tarım dışı istihdam verisi hayal
kırıcıydı ama işsizlikte düşen trend korunuyor.
Tablo 5 : işsizlik oranı
İşsizlikteki seyir bu şekilde devam ederse 2015 2. Çeyrek
beklentisi olan %5.4 oranına yaklaşılabilecek.
ISM göstergesi güçlü toparlanmaya işaret ediyor. İmalat ve
imalat dışı ISM 10 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. Ekonomi büyümede
momentum kazanıyor.
Konut sektörü toparlanıyor.
Tablo 6 : Konut başlangıçları
Tablo 7: Mevcut konut satışları
Üretim
tarafında sanayi üretim rakamları oldukça pozitif.
Tablo
8: sanayi üretimi
İki tarafın da tezlerini savunurken kullandıkları en
kuvvetli argümanlar yukarıda sıralandığı gibi. Burada aynı verinin detayında
farklılaşma göze çarpıyor. Bir verinin manşetinden faiz artırımı için henüz
erken çıkarımında bulunabilirken, detayında artırımın ayak seslerini
duyabilirsiniz.
Çarşamba akşamı kafalardaki soru işaretleri cevaplara
kavuşacak mı, Fed belirsizliği bir miktar ortadan kaldıracak mı ya da yıl
sonuna doğru daha belirsiz bir döneme girilecek mi göreceğiz. Şimdilik Fed
içinde bugüne kadar devam eden güvercin ağırlığının şahin çoğunluğa dönüşüyor
olması tartışılmayacak tek gerçek.
10 Haziran 2014 Salı
AVRUPA MERKEZ BANKASI ÖRNEK DEĞİL
Piyasa
dediğimiz, kendisine canlı varlık muamelesi yapılan ,kızan, coşan, tedirgin
olan, sevinen sistem her zaman fayda maksimizasyonu peşindeydi, bundan sonra da
öyle olacak. Tehlike, ekonomide alınan kararların piyasa rahatsız olmasın,
piyasa dostu kararlar olsun tavrıyla alınıp, sorunların geçici çözümlerle hasır
altı edilip, piyasa coşkusuyla herkesin mutlu olacağını sanmakta.
Bir süredir
piyasa Türkiye’de faizin düşmesini istiyor. Elbette düşsün, yüksek faizin
ekonomiye zararı malum. Fakat gerektiği yerde faiz kendisinden panzehir
üretilen zehir gibi, sadece doğru zamanda kullanılmak koşuluyla. Faiz düşerde
borsa endeksi yükselecek, bireyler-şirketler ve devlet daha
düşük faizle borçlanacak, bunlar güzel beklentiler. Ama bir taraftan da
gerçeklere bakmak gerek.
Geçen hafta
Avrupa Merkez Bankası faizleri düşürdü, bankaların Avrupa Merkez Bankası’nda
tutacağı paralara negatif faiz kararı aldı, yani artık Avrupa’da bir banka
merkez bankasına parasını yatıracaksa üste para verecek. Bütün kararların amacı
insanları tüketmeye işletmeleri kredi alıp üretmeye, bankaları kredi vermeye
zorlamak. Çünkü Euro Bölgesi’nde enflasyon binde 5 oranında, enflasyon yok,
deflasyon tehdidi var. Avrupalı fiyatlar daha da düşecek diye alış-veriş
yapmıyor, alış-veriş yapılmayınca işletmeler stoka çalışmaya nereye kadar devam
eder, tüketim yoksa bankaların verdikleri kredilerde kötü krediler tehlike
yaratır vs vs… Sonuçta sistemi canlandırmak için faizler indirildi. Avrupa
Merkez Bankası faizi indirince bizde de faizler iner, Merkez Bankası’nın eli
güçlendi şeklinde beklentilerin şekillendiğini gördük. Piyasa tarafından
bakarsak evet Erdem Başçı faizi indirecekse bugün önünde Avrupa Merkez Bankası
örneği var. Sorun şu; bu örnek iyi bir örnek mi?
Çünkü
kıyasladığımız bölgede enflasyon yok, cari açık sorunu yok. Bizde ise enflasyon
3 yıldır Merkez’in hedefinin çok uzağında yılı tamamlıyor. Seneye yüzde 5 ile
başlamıştık, şimdiden yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 7 üzerine taşındı.
Enflasyonla mücadele edilecekse bunun denenmiş-test edilmiş-onaylanmış yolu
faizi artırmaktır. Fiyatların genel seyri artıyorsa, tüketim iştahı fiyatların
düşmesine değil yükselmesine sebep oluyorsa (talep enflasyonu) faizi düşürerek
talebi kısmaz, coşturursunuz. Böylece döner dolaşır, yüksek enflasyon olarak
önümüze bir fatura gelir.
Büyüme rakamları açıklandı. Sene başında %2, hatta daha da altında beklenen büyüme yüzde 4 üzerinde açıklandı. Her zaman olduğu gibi Türkiye büyüme konusunda ekonomistleri yanıltmaya devam ediyor.Türkiye
büyümeli, yüzde 5 seviyesi altında büyüme sorun yaratır. Enflasyon değil de
büyüme sorun olarak düşünülüyorsa piyasanın beklediği gibi, 24 Haziran
toplantısında Merkez Bankası faizi 50 baz puan, hatta 100 baz puan indirecek.
Piyasa rahatlayacak, fakat, zaten dünya ekonomisinde dişe dokunur-tatmin edici
büyümeye rastlanmıyorken biz hangi sorunu çözmüş olacağız ?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







