6 Mayıs 2014 Salı

Draghi'yi helikopter mi sandın !!!

Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) perşembe günü gerçekleşecek toplantısında Draghi’nin “artık” eyleme geçeceğini bekleyenler var. Draghi sözlü yönlendirmeden, ya da daha sert bir ifadeyle lafla peynir gemisi yürütme çabasından vazgeçip harekete geçebilir. Harekete geçer de Euro Bölgesi’nin borsa endekslerindeki veya tahvil bono piyasasındaki coşkuyla üzeri örtülen sorunları çözülür mü ayrı bir konu, biz bugün Draghi piyasaya beklediğini verir mi onu tartışalım.

İlginçtir, kriz sonrası, bitti- geride kaldı derken, ekonomilerde büyüme problemi aşılamamışken, başta Fed olmak üzere gözler enflasyona çevrilmiş durumda. Fiyatların düzenli ve sürekli artmaması gelişmiş ülke ekonomilerini ve merkez bankalarını rahatsız ediyor. İşin tüketici tarafında düşük enflasyonun şikayet konusu olduğunu düşünmek zor. İşsizlik çok yüksek, büyüme yok, enflasyon yok…Tek neşe kaynağı Yunanistan’ın tekrar sahalara dönmesi, İspanya’nın Portekiz’in İtalya’nın çok düşük faizlerle borç para bulabilmesi.

Deflasyon tehlikesi, güçlü euro’nun deflasyona katkısı her ne kadar ECB’nin kur hedefi olmasa da bir noktadan sonra Draghi’yi de rahatsız etmiş olmalı ki kendisi de artık konuşmadan eyleme geçişe yakın olduğunu ifade etti. Büyüme hedefinden, enflasyon hedefinden uzakta kalmış Euro Bölgesi için ECB’nin yapabilecekleri sıralandı. Zaten piyasa şunu çok duydu “ koşulların gerektirdiği her türlü adımı atmaya hazır, her olasılığa açık bir ECB var”. Piyasada hemen atılabilecek adımlara dair senaryolar üretildi.

İlki ve en eskisi 0.25 olan politika faizinde indirim. Zaten sıfıra yakın politika faizinde 0.10 seviyesine veya sıfıra gerilemek hangi sorunu çözer? Piyasa politika faizinde indirimle tatmin olur mu ? Elbette parite çalkalanır, euro bir miktar değer kaybeder ama bu değer kaybı uzun sürmeyebilir.

İkincisi negatif reel faiz. Mevduat tutanın cezalandırılması hangi sıkıntıyı aşmada yardımcı olacak gerçekten merak ediyorum. İnsanları paralarını bankada tutuyorlar diye cezalandırıp onları tüketime yönlendirebileceğini düşünenlerin bu fikirlerini savunurken sağlam sosyolojik-psikolojik dayanaklara ihtiyaçları var. Yaratılan para sistem içinde, kredi sisteminde dönsün, reel sektöre katkı sağlasın deniyorsa bunun çözümü paranın cezalandırılması ile değil ekonominin geneline dair koşulları iyileştirme, tüketici güvenini arttırma, yatırımcı teşvik etme anlamında başka yerlerde aranmalı. Yani bu konu ECB’nin atacağı adımlarla değil, iktidarların atacağı ayağı yere basan, kısa vadeli olmayan kararlarla olabilir.

Üçüncüsü ve piyasaları en fazla köpürtebilecek başlık ise ECB’nin Fed benzeri varlık alım programı uygulaması. Draghi de helikopter Bernanke gibi para dağıtacak ve finansal sistem mutlu olacak. Spekülatif piyasalar bol euro ile şişecek ama ya reel ekonomi ne olacak? Fed bilançosunu 4 trilyon dolar büyüttü, SP500 Dow Jones endekslerinde rekor üstüne rekor kırdırıp balon tartışmalarından başka ne doğurdu? Parasal gevşeme krizin zirve noktasında alınabilecek ateşin sönmesi için gerekli bir karar olabilir, ateş bugün sönmüş olabilir ama işsizlik insanların iş bulma ümidi kalmadığı ve iş aramadığı için düşük, iş bulanlar geçici işlerde ve düşük ücretlerle çalışıyor. Ve yaratılan paranın eğer geri çekilecekse sistemde tekrar sorun yaratma tehlikesi var. Geri çekilmeyecekse o başka.

Şimdi ECB devlet tahvillerini ve özel sektör borçlanma kağıtlarını alsın deniyor. Alsın da, Almaya’nın tahvilini mi alsın Yunanistan’ın mı? 18 ayrı ülkenin özel sektöründen kamu kağıtlarından öyle bir sepet yapılmalı ki Alman vatandaşı sistem benim ödediğim vergi üzerinden sorunlu ülkeleri, o ülkelerin şirketlerini ayakta tutmaya çalışıyor dedirtmesin. Veya kriz öncesinde olduğu gibi Yunanlı politikacıyı gevşetmesin, Portekizli şirketi gereksiz risklerden uzak tutsun. İşin içinde teknik sorunların dışında çözülmesi gereken hukuki problemler de olacak.


Draghi, Bernanke değil. Fed benzeri bir hamleyi daha kötü günlere (Rusya-Ukrayna gerginliği) saklayıp, adım atacaksa politika faizini indirip mayıs ayını atlatabilir. Ayrıca hiçbir şey yapmayıp, Euro Bölgesi ekonomisinde sevindirici iyileşmelerden, muhtemel risklerden bahsedip hiçbir şey yapmazsa hiç şaşırmam.

14 Nisan 2014 Pazartesi

BORSALAR AŞAĞI, ALTIN YUKARI

Altın son 9 işlem gününde 1278 dolar seviyesinden 1329 dolar seviyesine kadar yükseldi. 2 Nisan tarihindeki seviyeden yaklaşık yüzde 3,6 oranında dikkate değer bir artış.

Hafta sonu Ukrayna’dan gelen haberler tekrar jeopolitik riskle altına yönelim sağlıyor olabilir ama biz altın fiyatlarındaki yükselişi değerlendirirken hisse senetleri piyasalarındaki seyrin de önemli olduğu düşüncesindeyiz.

Rusya’nın Doğu Ukrayna üzerindeki hakimiyetini artırma hamleleri sıcak çatışmaya dönüşmediği sürece var olan riskten bahsediyor olacağız fakat jeopolitik risk artıyor demek için mevcut durum yeterli değil. O yüzden bir artıp bir düşen Ukrayna tansiyonunu hafife almadan bir köşeye koyup hisse senetleri piyasasından altın için ipuçları yakalamaya çalışalım.

Para riskli varlıkları seçiyorsa altının çok fazla şansı olmayacak. Bu görüşü değerlendirmek için SP500 endeksini inceleyeceğiz. SP500 endeksi önemli çünkü endeks 500 büyük Amerikan şirketini, Amerikan hisse senedi piyasasının yaklaşık %75'ini kapsıyor.

SP500 1462 seviyesinden başladığı 2013 yılını 1848 seviyesinden, yüzde 26 oranında yükselişle tamamladı. 2014’ün geride kalan dördüncü ayında ise sene başına göre yüzde 1.7 oranında geride. Bu arada endeks 4 Nisan’da 1897 seviyesinde yeni rekora imza attı. Şu an bu rekor seviyeye göre yüzde 4 geride.

Son 60 yılın seyrine bakılırsa SP500 endeksinin yüzde 25 üzerinde yükseldiği yılın ertesinde, yükselişler yaklaşık %6 civarında kalmış. Hızlı yükseliş sonrasında endeks soluklanmış. Bu istatistiki durumun tek istisnası 1 kez yaşanmış, 90’lı yıllarda. 2014 istisna bir yıl mı olacak, yoksa son yarım yüzyılda yaşandığı gibi endeksteki yükselişin sınırlı kalacağı, hatta gerilemenin yaşanacağı bir yıl mı olacak, bunu söylemek için henüz erken. Fakat iki gerçeği not almak gerek;

1.    Fed’in parasal genişleme kararı ile, bol ve ucuz dolar ile rekorlar kıran hisse senetleri piyasasında bedava para dönemi bitiyor,2014 sonbaharında Fed varlık alım programını sonlandırmış olacak.

2.    Fed faizi artırma konusunda aceleci olmayacağını piyasaya anlatmak istiyor, faiz artırımını ertelemek için yeni dayanaklar arıyor olsa da faizler 2015 ortası-2016 başı gibi artacak. Artan faiz ortamında hisse senetleri ne kadar cazip olacak?

Hisse senetleri piyasaları için balon tehlikesinden bahsedilse bile, ekonomide büyüme tarafı güçlü kalabilirse, şirket karlılıklarının desteklemesiyle endekste çökme beklentisini sonuçsuz kalabilir. Fakat hem bedava para bitiyor, hem reel ekonomi tarafından destek alamıyorsa hisse senetlerinin ne kadar canlı kalacağı sorgulanmalı.

SP500 yukarıda 2013 yılında bahsettiğimiz seyrin içindeyken, altın 2013 başında 1675 dolar seviyesinden 1180 dolara kadar geriledi ve seneyi yüzde 28’lik kayıpla 1205 dolar seviyesinden kapattı. Yıl başından itibaren borsa endeksleri gerilerken altın mini ralli yaşadı, 1200 dolardan 1390 dolara kadar , yaklaşık yüzde 16 oranında yükseldi. SP500 yüzde 1,7 gerilerken altındaki %16’lık yükselişin içinde Rusya-Ukrayna gerginliği de var.

Altın için yaz aylarına kadar yaşanabilecek senaryolardan bahsederken, Fed’in faiz artırmada aceleci olmayacağı vurgusuna devam edeceği varsayımıyla, hisse senetleri endeksleri aşağı ise altın yukarı diyebiliriz.

Teknik analiz açısından da SP500 kritik bir seviyede. Endeks 1800 seviyesi üzerinde günlük kapanışlar yapamazsa 1775-1740 seviyelerine kadar geri çekilebilir.  Bu ihtimal endekste %1,5-3,5 arası bir geri çekilme anlamına gelecek. Endeksin destek bölgelerine çekilmesi altının direnç bölgelerine yaklaşmasına yardımcı olabilir. SP500-Altın arasındaki ilişkiye göre, diğer koşullar sabitken, endekste yüzde 3,5’luk gerileme altın fiyatının 1375 seviyesine yakın olması anlamına gelebilir.



Tersi olur ve endeksteki gerileme 1800 seviyesi civarında son bulur, 1800-1900 arasında yatay seyre girerse altın tekrar 1275-1320 aralığına sıkışabilir. Yine belirtelim; jeopolitik riskler artmazsa.

8 Nisan 2014 Salı

ALTIN İÇİN YENİ UMUT; DRAGHI

Euro bölgesi için düşük enflasyon son dönemim en büyük endişe kaynağı. Avrupa Merkez Bankası (ECB)’ nın yüzde 2 enflasyon hedefi var, mevcut durum ise bu hedefin çok uzağında Ve artık ECB için düşük enflasyona karşı sözlü yönlendirmelerden çok hareket zamanı yaklaşmış olabilir.

ECB’nin bir hamle yapabileceği haberleri Alman medyası kaynaklı. Alman medyasına göre ECB deflasyonla mücadele etmek için bir hazırlık içinde. ECB’nin de Fed-Japon Merkez Bankası (BOJ)  benzeri parasal genişlemeye gitmek için hazırlık yapıldığı haberleri geliyor. Şimdilik bu haberler spekülasyon olmaktan öte bir anlam içermese de bahsedilen aylık varlık alım rakamları piyasaları heyecanlandırmaya yetiyor. Rakamsal büyüklük olarak aylık 80 milyar euro’luk, yıllıkta 1 trilyon euro’luk varlık alım programının varlık fiyatlarını etkilememesi imkansız.

Fed’in parasal genişleme kararı sonrası altın ve hisse senetleri piyasasındaki ralli henüz unutulmuş değil. Uygulanan politikayla dolar değersizleştirilince değeri dolarla ölçülen- dolar karşısında hangi varlık varsa hızla değer kazanmıştı. Fed piyasaya verdiği para miktarını, varlık alımlarını azaltarak devam ettirse de 2014 sonbaharında tamamen sonlandıracak gibi görülüyor. ECB, Fed’in boşluğunu dolduracaksa altın, hisse senetleri piyasası, riskli varlıklar bu kez bol ve ucuz euro ile beslenecek. Likiditeyi roketleyen Fed yerine sahneye ECB çıkıyorsa varlık fiyatlarında uzun vadeli projeksiyonlar tekrar gözden geçirilmeli.


Altın  17 mart tarihindeki 1390 USD zirvesinden 1 nisan’da 1277 seviyesine kadar geriledi. Bugün 1310 dolar üzerinde işlem görüyor.  Son 2 günde ABD borsalarındaki sert düşüş altın fiyatını destekliyor. Sebep; bir süredir ısrarla bahsettiğimiz için altın ile borsa endeksleri arasında ters korelasyon, borsalar yukarı-altın aşağı, borsalar aşağı-altın yukarı. Endekslerde geri çekilme bir süre daha devam edecekse altın için 1310 seviyesi üzerinde kalmakla ilk hedef 1320-1330 seviyeleri olacak.

ECB’nin parasal genişleme ihtimali ise gidişatı değiştirebilecek güçte fakat  nisan ayı sonuna kadar sadece haber ve yorumlar alabileceğiz. ECB en erken  mayıs ayı toplantısına kadar bekleyip enflasyonun seyrini takip edecek ve mayıs ayı toplantısına yaklaşılırken piyasalarda tansiyonun arttığını görebileceğiz. O zamana kadar 1300 dolar üzerinde ama 1360 doları aşamayan altın fiyatı şaşırtıcı olmamalı. Yükseliş bekleyenler günlük kapanışlar 1300 dolar altında olmadıkça ümitlerini koruyabilirler.

7 Nisan 2014 Pazartesi

MERKEZ FAİZ İNDİRSİN Mİ ?

Bugün gözler TCMB Başkanı Erdem Başçı’nın Kayseri’de yapacağı sunumda olacak.

Toplantı önemli, seçimden önceki son hafta başlayan yurt içi piyasalarda toparlanmanın seyrini etkileyecek etmenlerden ilki Merkez Bankası’nın faiz duruşu. Yurt içi piyasalarda toparlanma derken endekste yaklaşık 7 bin puanlık yükselişten, Dolar/TL kurunda 2.23’den 2.11 seviyesine gerilemeden, 10 yıllık tahvil faizinde 1 puanlık düşüşten bahsediyoruz.

Merkez faiz duruşunda gevşer mi, ya da gevşemeli mi sorununun cevabı meseleye nereden baktığınıza bağlı. Burada iki pencere var; büyüme ve enflasyon. İlk önce büyümeden endişe edenler cephesinden bakalım. 2013 büyümesi yüzde 4 civarı geldi. Yüzde 4 büyüme dünya ortalaması için fena olmasa da Türkiye’yi mutlu çok edebilecek büyüme değil fakat mevcut şartlarda olabilecek büyüme bu kadar. Yüzde 5 altında büyüme işsizliği arttırıyor, özel sektörü boğuyor. Yüzde 7 üzeri büyümede de önümüze patlamış cari açık sorunu geliyor, dönüp dolaşıp büyümedeki fazlalık geri alınıyor.

Gelişen ülkeler için coşku ile gelen sermaye akımı, kuru, faizi aşağı çekip büyümeyi de desteklerken, ülkesine geri dönmeye kalkınca, kuru zıplatıyor faizi yükseltiyor, büyüme darbe yiyor.

Türkiye 2014 büyüme hedef % 4. Ekonomi yönetimi tüketim tarafında aldığı kısıtlayıcı tedbirlerle büyüme hedefini aşağı çekti, bu kararın altında sermayenin izleyeceği yol etkisi var. Çünkü Fed etkisi var. Biz yüzde 4 büyüme hedefine ulaşır mıyız tartışmasında olumsuz olmak için aceleci olunmaması gerektiğini düşünsek de hedefi tutturmanın biraz zor olacağını kanaatindeyiz. 2014’ün yüzde 3 civarı büyüme ile tamamlanması bize göre daha yüksek olasılık.

Krizle birlikte merkez bankaları bildiğimiz merkez bankaları olmaktan çıktı, artık daha aktifler veya daha aktif olmak zorundalar. TCMB için büyümenin desteklenmesi anlamında önümüzdeki 3 ay içinde 50 baz puanlık indirim bekleyenler mevcut. Bunun yanında Fed’in izlediği politika gereği önümüzdeki 1 yıl içinde faizlerin 200 baz puan artırılması gerekeceğini düşünenler de var. Faiz indirim beklentisi düşük büyümenin olumsuz etkilerinden olabildiğince korunmak için var. Merkez Bankası son şok faiz artırımıyla kurdaki oynaklığı azaltmaya çalıştı ve şu an için başarılı oldu. Fakat faiz artırımının büyüme üzerindeki negatif  etkisi, ekonomide büyüme tarafına bakanları korkutuyor.

İkinci pencere enflasyon. Enflasyonda 2013 yılı içinde 6.13 seviyesi görüldü. Şu anda 8.39 seviyesinde bir enflasyon rakamı ile karşı karşıyayız ve Merkez Bankası enflasyon hedefini bir süredir tutturamıyor. Mayıs 2013 ile başlayan gelişen ülkelerden sermaye çıkışı , gelişen ülkelerin yerel para birimlerini zorladı. TL de değer kaybetti. Kurun yükselişi ile enflasyon arasında doğrudan ilişki var, kur yükselince ve yükseliş kalıcı olunca enflasyon da yükseliyor. TL yüzde 3 değer kaybederse enflasyon % 1 oranında yükseliyor. Merkez Bankası kuru düşürmek için değişik hamleler yaptı fakat TL’nin değer kazanması için faiz artışı zorunluydu. Faiz artınca da üretim maliyetinin yükselen faiz ile artması maliyet enflasyonu yaratabilecek, bu da başka bir konu.

Merkez Bankası’nın birinci önceliği enflasyonla mücadele. Elbette Merkez’in hareket alanı varsa büyümeye elinden gelen katkıyı yapar fakat dönem sonunda Merkez Bankası’na neden büyümedik sorusunu sormayız. Merkez Bankası enflasyon hedefini tutturamazsa enflasyonla mücadelede neden başarısız olduk bu sorunun cevabını vermek durumundalar.

Ekonomide ülkeyi tatmin eden büyüme yokken enflasyonun yüksek kalması ekonomistleri tedirgin ediyor, durgunluk içinde enflasyon yüksek işsizliği doğurabiliyor. Bu durumda tartışmaya Merkez Bankası cephesinden bakarsak, yine kendi ifadelerine göre yaz aylarına kadar enflasyonun yüksek kalması bekleniyorsa, bugün faiz indirimi kararı alınırsa bu karar çok tartışılır. Sene sonu 6.6 rakamına yakın olur muyuz meçhul.


Merkez geçtiğimiz dönemde yüksek kurun kötü sonuçlarına mı katlanılmalı, yüksek faizin kötü sonuçlarına mı katlanılmalı zorluğunda faizi yükseltmeyi seçti. Şimdi de iki kötüden birini tercih etme noktasında kendisinden hamle bekleniyor. Bizim beklentimiz ise mevcut politikanın en azından yaz aylarına kadar devam etmesi.

20 Mart 2014 Perşembe

ARTIK DAHA ÇOK VERİ ODAKLIYIZ… DAHA ÖNCE DEĞİL MİYDİK?

Dün akşam Fed’den gelen açıklamalarda yeni birkaç başlık vardı. Artık Fed nicelikten ziyade niteliğe bakacağını, manşet ekonomik verilerin kalitesi ile daha çok ilgileneceğini duyurdu. Biz de bugüne kadar işsizlikte Fed hedeflerine çok yaklaşmış olabilir ama yaratılan istihdamın kalitesi tartışılır diyorduk.
Artık Fed için işsizlik rakamında 6.5’a inmek faizi artırmak için yeterli olmayacak. Enflasyon hedefi daha öncelikli hal aldı, orada da mevcut seviye 2.5 hedefine çok uzak. Fed ekonomide toparlanma ümidini koruyor ama büyüme öngörüsünü aşağı çekiyor.

Fakat…

Dün akşam alışık olmadığımız bir şey yaşadık, ister dil sürçmesi diyelim istersek acemilik veya hazırlıksız yakalanma, Yellen basın toplantısında varlık alımı bittikten sonra faiz artırmak için aceleci olmayacağız derken tarih verdi. Varlık alımı sona erdikten 6 ay sonra faizi artırmaya başlarız şeklinde anlaşılan ifadesi piyasaları “titretti”. Bu durumda 2014 sonbaharında tapering bitecekse 2015’in ilk 3 sonunda Fed faiz artıracak.

Peki bu açıklamada tarih verilmesi haricinde, genel beklentiler anlamında yeni olan ne var ki piyasalar ürküyor? Genel beklenti zaten 2014’ün sonuna doğru varlık alımının bitmesi 2015’in ortasından itibaren faiz artırımına hazır hale gelecek bir ekonomik konjonktürün sağlanmış olmasıydı. 3 aylık fark için mi piyasalarda stres artıyor ?

Nasıl ki Fed’in piyasalara para saçtığı dönem bitmeli ve piyasalar buna hazırlanmalıydı, 22 Mayıs’ta Bernanke ilk fişeği çaktı, bugün de faiz artırımı konusunda piyasalar hazırlanacak, bazen ileri bazen geri adımlarla, bazen piyasaları rahatsız eden bazen de stresi alan Fed yetkileri açıklamalarıyla “kaçınılmaz sona” gidilecek. Fed büyüme beklentisini aşağı çekerken hangi kaliteli toparlanma sinyali Fed’i faiz artırmaya zorlayabilecek?

Bu durumda piyasalarda “birşeylerin değiştiğini” yeni bilinmeyen başlıkların fiyatlandığını, yani trendlerin değiştiğini söyleyebilir miyiz, grafiklere bakalım.
Başlangıç seviyesinde teknik analiz bilgisine sahip, doğru trend çizmeyi öğrenmiş bir yatırımcının grafiklerde görebileceği birkaç başlığı sıralayalım

Altın; sene başından başlayan kısa vadeli yükseliş trendi 1315 dolar altına inilmedikçe devam edecek fakat uzun vadeli, 1800 dolar seviyesinden başlayan düşüş trendinden kurtulma çabası devam edecekse 1315-1320 seviyesi altında haftalık kapanışlar olmamalı

SP500; uzun vadeli yükseliş trendi bitti demek için çok çok erken, kısa vadede 1850 üzerinde kalınıyorsa 1900 her zaman ilk hedef. 1830 altına haftalık kapanışlarla sarkılıyorsa ilk durak 1775 civarı olabilir.


EURUSD; 1.3830 üzerinde kaldığı sürece 1.38-1.40 aralığında hareketin devamı beklenebilir. Uzun vadede 1.35 güçlü destek, henüz yukarı veya aşağı yönde kırılma yok.

19 Mart 2014 Çarşamba

ORTA-UZUN VADE EURUSD SENARYOLARI

Euro bir süredir güçlü ve bu güçlü seyrini açıklamada ekonomik verilerden destek bulmak çok da mümkün değil. Zaten Euro bölgesi ekonomisinde coşkulu bir toparlanmadan ziyade en kötünün geride kalması en sık kullanılan tabir.

Ekonomide hala yüksek işsizlik, düşük enflasyon, negatif bölgeden çıksa da henüz kaydadeğer büyüme yok iken, euro nasıl oluyor da güçlü kalabiliyor? Cevap Avrupa Merkez Bankasının uyguladığı politikada.

Deflasyon tehlikesi denkleminde değerli euro’nun etkisi gözardı edilemeyecek kadar hesapların içinde olması gerekirken, bugüne kadar kadar Draghi  deflasyonu risk olarak görmediklerini, krizden çıkış dönemlerinde şu an yaşananların olağan olduğunu, gerektiği zaman alınması gereken kararı ECB’nin almaya hazır olduğunu ve her olasılığa karşı tetikte olduklarını ifade etti. Fakat geçen hafta üstü örtülü de olsa deflasyon riski Draghi tarafından da kabul edildi.

ECB’nin şu ana kadar uyguladığı para politikası euro’ya değerli olmaktan başka seçenek bırakmadı. Merkez faiz indirmiyor, verilen likidite repo ile geri çekiliyor, Fed gibi parasal genişleme yolu ülkelerin farklı öncelik ve sorunlarından dolayı pek mümkün görünmüyor. Fakat ECB’nin de atabileceği adımlar var, eğer güçlü euro’dan rahatsızlarsa…Her ne kadar sıfıra yakın da olsa, çok pozitif sonuçlar doğurması ve yaşanabilecek pozitif etkinin kalıcı olması tartışılsa da ECB  0.25 olan faizi aşağı çekebilir, bunun yanında likiditeyi arttırıcı tedbirler alabilir.

EURUSD paritesindeki senaryoları iki merkez bankasının, Fed ve ECB’nin olası hamleleriyle değerlendirelim.Fed tarafında odakta varlık alımının sonlandırılması ve faiz artırımının ne zaman başlayacağı konuları var.



1- ECB faiz indirir ve Fed tahvil alımını 2014 içinde bitirir ama faiz artırımı konusunda bugüne kadar olduğu gibi aceleci olmayacağını gösterirse paritede  1.30-1.33  seviyeleri görülebilir.

2- Yine ECB faizi indirip likiditeyi artırma kararı alması ve Fed’in tahvil alımını 2014’de bitirip bu sefer faiz artırımına dair erken sinyal vermesi durumunda hedef 1.25-1.27 seviyeleri olabilir


3- Bir başka senaryoda ECB faiz indirmez ve likiditede konusunda değişiklik yapmazsa, yani şu anki durumu devam ettirirse, Fed  tahvil alımını 2014’de bitirip faiz artışında aceleci olmayıp, artırımı  2015 sonuna saklarsa bu durumda paritede 1.37-1.42 bandında hareketler devam edebilir.

28 Şubat 2014 Cuma

YETER Kİ DRAGHİ İKNA OLSUN

Euro/Dolar paritesi aylardır 1.35- 1.38 aralığından kurtulamadı. Doları güçlü kılıp pariteyi aşağı çekebilecek bir haber gelirken, arkasından euro’yu değerli tutacak bir haberle, paritede hareket bant içinde kalmaya devam etti. Kararsız aralıktan çıkmanın vakti gelmiş olabilir, bunun ilk sinyalini Cuma günü Euro Bölgesi enflasyon rakamlarıyla görebilecek miyiz?

Euro Bölgesi Büyüme


Yukarıdaki tabloda büyüme rakamlarını görebilirsiniz. Euro Bölgesi’nde tatmin edici olmaktan çok uzak olsa da büyümede kıpırdanma var. Büyüme rakamı geç gelen, geriden takip eden bir veri fakat galiba bu sefer gerçekten en kötüsü geride kalıyor.

Euro Bölgesi İmalat PMI


İmalat PMI rakamları  2013’den itibaren hafifçe yukarı kıpırdamış ve şimdilik Ocak 2014’de 54 seviyesinde zirve yapmış görünüyor, verinin 50 seviyesi üzerinde olması ekonomik aktivitede canlılık açısından iyi haber. 
Euro Bölgesinde ekonomi dünden daha kötü durumda değil, sorunlu ülkelerin rating şirketleri tarafından görünümleri yavaş yavaş pozitife çevriliyor, borçluluk seviyesi ,işsizlik oranı yüksek olsa da daha düşük faizle çok daha rahat bir şekilde kamu borçlanmaları gerçekleşiyor. Bir anlamda euro’nun değerini yükselten bir etken; AB ülkelerine sermaye akımları göze çarpıyor.

Euro Bölgesi için sorun enflasyonda.

Euro Bölgesi TÜFE


Avrupa Merkez Bankası’nın 2014 yılı beklentisi 1.4 iken, son gelen rakam 0.8 seviyesinde. Düşük enflasyon, deflasyon korkusunu canlı tutuyor. Bölgede kredi büyümesi ve enflasyon düşük kaldıkça gözler Draghi’ye çevriliyor.

Draghi 6 Mart toplantısında ne der, Avrupa Merkez Bankası ne yapabilir?

Draghi son konuşmasında enflasyon konusunda iyimser olduğunu fakat yıllık enflasyonun önümüzdeki aylarda mevcut seviyelerde kalmasını beklediğini söylemişti.  Avrupa Merkez Bankası üzerinde enflasyon kaynaklı bir baskı var, bu baskının seyrine dair en yakın bilgiye cuma günü saat 12.00’de şubat çekirdek TÜFE rakamını ile ulaşacağız. Veriye göre yaşanabilecek 3 senaryo var;

1.       Enflasyon beklenti dahilinde gelir, tartışmalar kaldığı yerden devam eder, Avrupa Merkez Bankası  “yeni bir karar almak için biraz daha bekleyelim” diyebilir, ekonomide toparlanmanın enflasyonu canlandırmak için yeterli olduğu şeklinde ifadeler kullanabilir. Parite 1.35-1.38 aralığında, faiz indirim beklentisini canlı tutarak, bandın üst tarafını zorlayacak şekilde seyrine devam eder.

2.        Enflasyon düşük gelir,ECB’nin faiz indirimi veya LTRO benzeri bir uygulama ihtimali yüksek algılanacağı için paritede 1.35’e doğru hareket yaşanabilir. Negatif faiz şimdilik bize göre uygulaması zor olsa da Alman yetkililerinde ifade ettiği gibi ECB’nin bono alıp daha sonra bu likiditeyi repo ile geri çekmesi sona erebilir, overnight faiz gerileyebilir.


3.       Enflasyon beklentilerden yüksek gelir, bu durum paritede 1.38 direncini geçmede yardımcı olur, paritenin 1.35-1.38 bandı, 1.37-1.39 bandına taşınabilir.




Draghi’nin dediği gibi, ECB gerekeni yapmak için hazır-tetikte, yeter ki ikna olsun.

26 Şubat 2014 Çarşamba

YERLİ YATIRIMCI HAKLI ÇIKTI

Altın yerli yatırımcıya çalkantılı dönemde tam bir sığınak oldu. 31 Aralık 2013 kapanış rakamlarına göre gram altın diğer yatırım alternatiflerinden çok daha kazançlı.


31 ARALIK 2013
26 ŞUBAT 2014
(saat 17.00)
KAZANÇ
BORSA ENDEKSİ
67.800
61.300
% 9.5 KAYIP
DOLAR
2.15
2.22
% 3.2
GRAM ALTIN
83.30
95.40
% 14.5

Altın uluslararası piyasada 1200 dolar altına düşünce 1000 dolar beklentileri hatta daha da düşük seviyeler dünyanın her yerinde ifade edilmeye başlandı. Bu arada yerli yatırımcı Kapalıçarşı’ya koşmuş, piyasada altın bırakmamıştı. Yılbaşından itibaren beklentilerin aksine altında 1180 dolar seviyesinden bugün itibariyle 1340 dolar seviyesine kadar yükseliş yaşandı, bu hareket yaklaşık %14 oranında prim anlamına geliyor. Dışarda ons değerinde artış, içeride siyasi-ekonomik gündemle kurda yükselen artışla birleşince altın, yatırımcısını diğer yatırımcılardan ayrıştırdı.

Türk yatırımcısı için altın, fiyatı ne olursa olsun vazgeçilmez bir tasarruf aracı. Çoğunlukla yastık altı tasarruf şeklinde, fiyatı düştükçe, sebebine çok da bakılmadan alınan, uzun vadeli yatırım enstrümanı ve neredeyse DNA’lara kadar işlemiş, Türk yatırımcısının her zaman güvenli limanı.

Biliyoruz ki yerli yatırımcıların çoğu fiyat ne olursa olsun altında satış için kısa vadede hevesli değil, çünkü altın kara gün parası. Ama yine de altın ile ilgili her haber ilgi çekiyor, altın sürekli merak edilmeye devam ediyor. Altın fiyatları ne olacak?

Altın fiyatları ne olacak sorusuna, dolar kuru ne olacak ve altının onsu ne olacak diye bakmak gerek.
Mevcut koşullarda kısa vadede Dolar/TL kurunda 2.16 seviyesinin altı zor görünüyor. Yeni bir siyasi gelişme olmazsa üstte de 2.25 şimdilik tavan, yani önümüzdeki 1 ay içinde 2.15-2.25 dışına çıkmak için yeni haberlere ihtiyaç var.

Ons değer tarafından bakarsak kısa vadede 1350 doların aşılması zor görülebilir, 1200 dolar seviyesinden başlayıp neredeyse 150 dolarlık primi yaklaşık 2 ayda yapmış altın için yoruldu denebilir ama aceleci olmamak gerek. Fiyat 1350 dolar üzerine oturursa yaklaşık 50-80 dolarlık bir yükselme potansiyeli daha olacak.

Biz yerli altın yatırımcısı için değişik kur ve ons değer üzerinden olası fiyatları tablo ile sunalım, tercih yatırımcılara kalsın

ALTIN ONS DEĞER
DOLAR/TL KURU
GRAM ALTIN FİYATI
1350
2.25
97.65
1400
2.20
99
1430
2.15
98.84
1430
2.25
103.44
1300
2.15
89.86



20 Şubat 2014 Perşembe

ÇİN'İN DERDİ HEPİMİZİ GERDİ

Son gelen HSBC imalat satın alma yöneticileri endeksi verisi Çin’le ilgili kaygıları arttırdı. PMI rakamı 50’in üzerindeyse ekonomide canlılık, 50’nin altında ise sorunlardan bahsediyoruz. Ocak ayı verisi 49.5 idi, Şubat verisi daha kötü geldi 48.3. 

Çin’de bir şeyler oluyor ve bu olanlar bütün dünyayı korkutuyor.

HSBC/Markit İmalat PMI




Çin’in resmi rakamları da çok parlak bir duruma işaret etmiyor aslında.



Veri 50’nin üzerinde görülüyor ama son 3 ayda gerileme göze çarpıyor.

Çin 2014’e parlak bir giriş yapmadı. Ekonomide gidişatı gösteren veriler zayıf, gelen veriler yavaş büyümeye işaret ediyor. Yavaş büyüme de başta gelişen piyasalar olmak üzere bütün dünyayı sarsıyor.

Çin kredi sistemi çok gergin, ülkenin “gölge bankacılık” gibi bir sorunu var. Zayıf öncü veriler, gölge bankacılık endişeleriyle birleşince korku artıyor. Bu endişelerin bertaraf edilmesi için banka kredi mekanizmasında rahatlamaya ihtiyaç var. Şirketlerin temerrüt riski giderek yükseliyor ( özellikle madencilik sektörü). Bir taraftan da Çin Merkez Bankası likiditeyi kısarak kredi büyümesini frenlemeye çalışıyor, bankaları yüksek ve oynak para piyasası oranları için uyarıyor.

Büyüme sıkıntılı, kredi mekanizması sorunlu Çin’de, diğer bir sorun; borçluluk. 2013 tahminine göre toplam kamu borcu GSYİH’nın %50’sine yaklaştı. Uluslararası standartlara göre hala kabul edilebilir seviyede desek de düşük diyemiyeceğimiz bir oran bu.

Çin’de bugüne kadar yerel yönetimlerin ağır altyapı yatırımlarıyla büyüme desteklendi. Fakat borç oranı yükseldi. Resmi rakamlara göre yerel yönetimlerin borcu 2010’dan 2013’e yaklaşık yüzde 80 oranında arttı.

Faiz oranı kısıtlamalarına tabi olmayan gölge bankacılık büyümeyi tetikleyen ikinci unsurdu. Çin’de gölge bankacılık artık o kadar büyük ki müdahele etmek zor. Ama böyle devam etmesi de mümkün değil, olabildiğince yumuşak bir geçişe bütün dünyanın ihtiyacı var.

Bütün bu sorunlara Çin ekonomi yönetimi çabucak çare bulamaz mı? Bulabilir tabii ki. Yerel yönetimlerin borçları roketlense de, otorite yerel yönetimlerin default olmasına müsaade etmeyebilir. Kredi krizini hafifletmek için, büyümeye etkisi azaltılmak isteniyorsa, değişik merkez bankası para politikaları uygulamalarıyla piyasayı rahatlatıbilir. Ve piyasanın tepkisi “palyatif çözümler” olur.


Uzun vadede bahsettiğimiz yapısal sorunları çözmek için esnek döviz kuru, Çin Merkez Bankası’nın daha yüksek faiz uygulaması daha ciddiye alınacak çözüm yolu olarak düşünülebilir. Çin ekonomide yeni uygulamaya koyduğu modeli, ekonomik aktiviteyi ölçen veriler bu şekilde kötü gelmeye devam ederse esnetebilir. Fakat şimdilik önümüzdeki  birkaç ay, kötü PMI rakamları gelmeye devam ettikçe, Çin kabusu piyasaların üzerinden kalkmayacak gibi görünüyor.

10 Şubat 2014 Pazartesi

ABD’DE İŞSİZLİK AZALIYOR AMA ÜCRETLER ARTMIYOR

ABD ekonomisinde işsizliğin azalması kimilerince iyi haber denilip kutlanırken, işgücündeki katılım oranının düşüklüğü işsizliği düşük gösteriyor diyenler kutlamalar için erken diyenler de var.

Fakat istihdam piyasasının seyri herkesten daha çok Fed’i heyecanlandırıyor olmalı. Çünkü Aralık 2012’de Fed sıfır faiz politikasını işsizlikte %6.5, enflasyonda %2.5 hedefine ulaşana kadar devam ettireceğini açıklamıştı. ABD ekonomisi henüz enflasyon yaratamıyor ama işsizlik Fed’in hedefine çok yakın %6.6. Şimdi Fed ne yapacak, ekonomik hedeflerin başlıklarını mı değiştirecek yoksa eski hedeflerdeki seviye beklentilerini mi ? Yarın Yellen’ dan bu sorunun cevabına dair ipucu arayacağız.

İşsizlik konusunda işgücüne katılımın tadı kaçırmasından hariç başka bir konu daha var ki , Fed’in yeni hedefi olmaya aday; ücretler. İşsizlik azalıyor ama ABD’li işçi geçici işlerde mi iş buluyor yoksa sanayide, üretimde daha kalıcı iş bulma şansı yakalayabilmiş mi diye sorulursa, son dönemde geçici işlerdeki artış dikkat çekici. Bir başka konu ise ücretler. İnsanlar iş buluyor, işsizlik azalıyor ama ücretler artıyor mu ? Cevabı aşağıdaki grafiklerde…


Önce işsizlik rakamlarına bakalım


Tabloda Ocak 20140’dan bu yana işsizlikteki azalış trendi görülüyor. Bu iyi haber, fakat ücretler;


Ortalama saatlik ücretlerde artış yok, hatta işsizliğin zirve yapıp gerilemeye başladığı 2010 seviyesinin de altında.

Ücret verileri istihdam konusunda daha yakından takip edilmesi gereken veriler olabilir, Fed’in ücretleri odağa almasıyla gelecekte önüne hata olarak çıkacak adımlar engellenebilir. İşsizlik azalıp ücretler artmıyorsa, ekonomik ortam ne kadar tatmin edici olabilir, bu durumda Fed adımlarını atarken ne kadar hızlı olabilir, yoksa yavaşlamalı mı sorularına daha gerçekçi cevaplar bulabiliriz.

Yellen ve Altın

Son iki ayda beklentilerden oldukça düşük gelen tarım dışı istihdam rakamı Altın’a nefes aldırıyor.

Altın tarafından bakınca zayıf istihdam dataları Yellen’ın önem verdiği işsizlik konusunda, tahvil alımında azaltımın çok hızlı olmayacağı hatta azaltımın duracağı beklentilerini gündeme getirdi. Bu iddiayı güçlendirecek veriler, önümüzdeki aylarda istihdam piyasası tarafından gelmeye devam ederse altının yükselmesine fırsat var diyebileceğiz.

Evans kuralı potansiyel problem. Fed Aralık 2012’de sıfır faiz politikasını işsizlikte %6,5 rakamına, enflasyonda %2 seviyesine ulaşana kadar devam ettireceğini beyan etmişti. Şimdi Fed enflasyon hedefine hala uzak olsa da işsizlik hedefine çok yakın.  ABD ekonomisi faizleri artıracak kadar sağlıklı değilken işsizliğin hedefe çok yakın olmasına Yellen ne diyecek? İşgücüne katılım düşük, Yellen’ın bugüne kadar önem verdiği işsizlik konusuna yoğunlaşması, odağa alması şaşırtıcı olmaz ama öncü olma-rehberlik etme noktasında henüz Yellen’dan çok şey beklememek de yanlış olmaz. Büyük ihtimalle Yellen, bir dönem daha verileri izleyip, kendisini şimdiden bir hedefe bağlamadan yol almaya çalışacak.


Salı günü Yellen’ın konuşmasından sonra, altın kendisini 1275 üzerine atıp bu seviye üzerinde tutunabilecek mi yoksa son istihdam verileri ile buraya kadar mı, göreceğiz. Rakamlar cephesinden bakıyorsak altının 1275 üzerinde kalması, haftayı bu seviye üzerinde kapatması halinde 1350 seviyesi hedef olabilir. 1275 aşılamaz da bir kez daha direnç seviyesi olduğu teyit edilirse 1250-1275 aralığındaki sıkışma bir süre daha devam edebilecek. Bir sonraki tarım dışı istihdam rakamına kadar…

DAX30

DAX30 2014’e çok iyi başlamadı, endeks ocak ayında %2.6 geriledi.

1965’den bugüne endekse göz attığımızda Ocak 2014’ün en kötü 11. ay olduğunu söyleyebiliriz. Ocak ayı yeni yıla girerken yılın tamamına dair bir fikir verebilir mi diye baktığımızda ise, yine 1965’den bugüne geçen 49 yılın 15 yılında endeks ocak ayında negatif performans gösterdi. Kötü başlayan 15 yılın 6’sında ocak ayının negatifliği tüm yıla yayıldı, 9’unda ise endeks sene sonunu yüksek kapattı. Bu durumda ocak ayı DAX için göstergedir demek güç. 2014 için bir şey söylemek için ise çok erken.

2014 çoğu hisse senedi piyasaları için kötü başladı. Riskli varlıklara yatırımcı ilgisi azaldı demek için biraz daha zamana ihtiyaç var. DAX özelinde sigorta, nakliye, otomobil ve kimya sektörü canlı kaldıkça yükseliş ümitleri diri kalabilir.

Kısa vadede 9380 ocak ayı başından gelen en yakın direnç seviyesi, bu seviye üzerinde kalınabilirse hedef  9630 seviyesi olabilir.22 Ocak’tan başlayan kısa vadeli düşüş trendinden kurtulma çabası var. Grafikte görülen mavi çizgi üzerinde kalındıkça yükseliş ümitleri korunabilir. Geri çekilmelerde ise 9080 seviyesi kısa vadeli önemli destek seviyesi.



5 Şubat 2014 Çarşamba

ABD İSTİHDAM RAKAMLARI GELİŞEN ÜLKELERİ KORKUTUYOR MU ?


İçinde bulunduğumuz haftada piyasaların gözü ABD tarım dışı istihdam ve işsizlik rakamlarında. Bu rakamları en çok da gelişen ülke piyasaları heyecanla bekliyor. ABD ekonomisi gelişen ülkelere biraz nefes aldıracak mı, bu sorunun cevabını cuma öğleden sonra almış olacağız. Bir ümitle beklenen ABD verileri gerçekten piyasaları rahatlatabilecek mi, bu sorunun cevabını arayalım.

ABD tarım dışı istihdam ve işsizlik rakamlarından önce özel sektör tarım dışı istihdam rakamını göreceğiz. Bu veri de istihdam piyasasındaki gidişata dair fikir vermesi açısından önemli. Aşağıdaki tabloda özel sektör tarım dışı istihdam verisinin seyrini  görebilirsiniz.


Son 4 ayda özel sektör tarım dışı istihdam rakamında 145 binden 238 bine doğru kademeli yükseliş yaşandı. Artık kesinleşen bir yukarı ivme var demek için erken ama tabloda durum fena görünmüyor. ADP'de beklenti 180 bin civarında. Bu beklentinin yukarı veya aşağı uzağında gerçekleşme olması halinde piyasalarda heyecan yaşanması muhtemel.
Gelelim tarım dışı istihdam rakamına;



Geçen ayın şok düşük rakamı (74bin) iklim etkisine bağlanmıştı. Yeni verinin beklentisi 185 bin civarında. Gerçekleşme 200 bin ve üzeri olursa bu ABD ekonomisi için iyi fakat gelişmekte olan ülke piyasaları için kötü haber olur. Geçen ayın şok düşük rakamı gibi beklentiden çok aşağıda gerçekleşen tarım dışı istihdam rakamı ise belki biraz nefes aldırabilir ama kalıcı olması tartışılır.

ABD’de işsizlik ne durumda ?



İşgücüne katılımın neredeyse son 50 yılın en düşük seviyelerde olmasıyla, yani iş bulma ümidi olmadığı için iş aranmaması ile işsizlik düşük çıkıyor denebilir ama sadece manşet rakama bakıyorsak ABD’de işsizlik azalıyor. Geçen ayın işsizlik rakamı %6.7 idi bu ay da veri 6.7 olarak bekleniyor.

ABD verileri Fed’in normalleşme politikasında ne anlama geliyor?

Fed varlık alım programını sonlandırmayı işsizlikte 6.5, enflasyonda %2 seviyesine kilitlemişti. Tablodan da görülüyor ki  Fed işsizlikteki hedefe oldukça yakın.

Enflasyonda durum ise;



Enflasyonda kademeli olarak yükseliş var gibi görünüyor, henüz kesin teyit alınmış olamaz ama enflasyonda da hedefe 2014 içinde çok yaklaşılabilir.


ABD ekonomisi için iyi haberler gelişen ülkeler için ne yazık ki iyi değil. Toparlanan ABD ekonomisi parayı kendine çekiyor. Gelişen ülkelerden çıkan para çıkarken piyasaları bozuyor. Tek iyi haber ise yine Fed’den, Fed işsizlikte enflasyonda hedefe ulaşılsa bile faiz artırmak için aceleci olmayacağını ifade ediyor, en azından 2015’e kadar… Gelişen ülkeler için 2014 zorluklarla başladı, aslında 22 Mayıs 2013’de başlayan doların ana vatanına dönme sürecine, doların değer kazanması sürecine hazırlıklı olanlar daha az hırpalandı ama bir paket-bütün olarak değerlendirilen gelişen ülkelere fazla şans tanınmıyor. Gündemde gelişen ülkelere dair ne kadar kötülük varsa konuşuyoruz. Bu noktada aşırılığa kaçma tehlikesi de var, dikkatli olmak gerek. Her kriz kendi içinde fırsatını barındırıyorsa gelişen ülkeleri odağın çok uzağına koymamakta fayda var diye düşünüyoruz.