13 Temmuz 2012 Cuma

Önümüzdeki hafta VOB 30 Endeks

Önümüzdeki hafta piyasa dengelerini etkileyecek önemli yurt içi ve yurt dışı ekonomik veriler mevcut.

Yurt dışından en önemli veriler 17 Temmuzda açıklanacak ABD Bej Kitap, 18 Temmuz ABD konut verileri  ve haftalık işsizlik başvuruları rakamları. Krizin başlangıç noktası olarak görülen konut sektöründeki gidişat, geleceğe dair ekonomik toparlanma ümitlerini etkileyecek.

Son dönemde ABD verileri içinde istihdam dataları daha önemli bir hal aldı. FED parasal genişlemeye gidecek mi QE3 geliyor mu? sorularının cevapları istihdam datalarında aranıyor. Verilerin kötü gelmesi yeni parasal genişleme ümitlerini canlı tutuyor. Paradoks olarak görülse de kötü veri borsaları emtiaları canlandırıyor, ekonomik toparlanmaya dair verilerin piyasaları olumlu etkilemesi beklenirken, bu beklentinin tersi bir pratik yaşıyoruz.


İçeride en önemli gündem 19 Temmuz Perşembe günü açıklanacak Merkez Bankası faiz kararı. Piyasada MB politika faizinde 50 baz puanlık bir indirim beklentisi var. Bu beklentide büyük  merkez bankalarının faiz indirme furyasının etkisi de var. MB’nın politika faizinde üst banda dokunmadan alt bandı (5.75) aşağı çekmesi  ilk önce bono piyasasını etkileyecektir. Bono faizinde 7.70 bileşik oran resmin içinde. Enflasyon oranındaki gerileme de MB’nın faiz indirme konusunda elini güçlendiriyor. Yani zaman ve zemin faiz indirimi için uygun.


Ağustos vade Endeks 30 kontratında pozisyon dağılımına baktığımızda Cuma sabah itibariyle ilk 5 aracı kurumun net UZUN pozisyonda olduğunu görüyoruz. Açık pozisyon sayısında cuma sabahına göre  bir haftada 23.670 adet artış var. İlginç olan; Ağustos vadede sözleşme başlangıcından bu yana ilk defa açık pozisyon sayısında artış yaşanması.


Açık pozisyon sayısındaki artışı grafikteki sıkışmayla beraber değerlendirirsek, piyasada bir trend oluşumu eğilimi güçleniyor diyebiliriz.

10 Temmuz 2012 Salı

İDO ve özelleştirme



İstanbul Deniz Otobüsleri A.Ş İstanbul’un deniz ulaşımına ve trafik sorununun çözümüne katkıda bulunmak amacıyla 1987 yılında kurulmuştur. İDO’nun web sitesine girdiğinizde bu cümleyle karşılaşıyorsunuz. Fakat son zamanlarda İDO denilince yaşadığımız, okuduğumuz,duyduğumuz  şey hep şikayet hep şikayet. Ne oldu İDO’ya da bir anda neredeyse kendisinden nefret edilen bir kurum haline geldi ?

2011 Haziran’ında İDO özelleştirildi. Tepe-Akfen-Souter-Sera grubunun oluşturduğu TASS ortak girişim grubu İDO’yu devraldı. Biz de vatandaş olarak özelleştirmeden sonra daha kaliteli, daha yaygın hizmet bekler olduk. Öyle ya, özel girişim satın aldıktan sonra kar elde etmek için sunulan hizmette farklılığa giderdi.

Gitti. Örneğin  Eskihisar-Topçular hattında sıra beklemek istemeyene belli bir miktar fazla ödeme karşılığı “öne geçme hakkı” sunuldu. Çünkü paran varsa hakkın vardı. Biz ne hizmeti aldığımızı anlayacak çapta insanlar olmasak da aldığımız bilet faturalarına “hizmet bedeli” kesildi vs vs.
İş öyle bir noktaya geldi ki İDO yönetiminin yaptıklarına patron bile itiraz etti.

Aslında konumuz İDO değil. Özelleştirme. Özelleştirme iyidir diyenler önümüze hep şu iddiaları koydular , ben de itirazlarımı parantez içine aldım :

1-   Özelleştirme devletten alıp halka vermektir. (hangi şirket büyük grupların eline geçmedi de halkın hissedar olmasıyla el değiştirdi)

2- Özelleştirme demokratikleşme getirir. (o kadar özelleştik hala demokratikleşemedik mi?)

3-   Özelleştirme girişim ruhunu kamçılar. (ortada bir kamçı var ama acaba kamçı kimin elinde kimin sırtında? )

4-   Özelleştirme servetin geniş kitlelere dağılımını sağlar.(buna iddia sahibi bile inanıyor olamaz)

5-   Özelleştirme toplumu kamburdan kurtarır.(toplumda o kadar çok kambur var ki nedense hep kazanç sağlayan kamburlardan kurtulma çabası içindeyiz)

6-   Özelleştirme kamu kesimindeki işçi fazlalığını önler.(insanları işsiz bırakarak bu sorunu aşabilirsiniz doğru)

7-   Özelleştirme yolsuzlukları önlemenin yoludur.(ne özelleştirmeler gördük tamamen yolsuzluktular)

8-   Özelleştirme biriken borçların ödenmesini sağlar.(mirasyedi gibi,paran mı bitti, varlığını sat, o kadar sattık sattık,borcumuz azaldı mı? )

Özelleştirme aynı kalitede,bazen daha kalitesiz mal ve hizmetin, daha yüksek fiyatla halka sunulması olmamalı.Neo-Liberal kapitalizm bize değişik yollardan kazık atmaya devam ediyor. 200 yıl önce hangi güdüyle davranılıyorsa bugün de aynı. Sadece isimler değişik.

7 Temmuz 2012 Cumartesi

Ağustos vade 81 bine mi gidiyor ?

VOB 30 endekste mayıs ayı sonundaki   62 bin seviyesinden 6 Temmuz'da  77.275 seviyesine gelindi. Yaklaşık 18 bin puanlık yükseliş. Devamı gelir mi ?


Son dönemde yurt dışı borsalardan pozitif ayrışma yaşıyoruz. Notumuz yükseltiliyor, büyüme enflasyon vs ekonomik verilerimiz iyiye yorumlanıyor. En son cuma günü de Avrupa borsaları %2 eksideyken biz içeride günü yine yüksekte kapattık. Son konuşulan malzememiz "ülkenin notu yatırım yapılabilir seviyeye yükseltilecek". Bu dedikoduyu bir kenara bırakır da eldeki verilerle orta vadeli bir öngörü ortaya koyalım dersek ;


Avrupa Merkez Bankası faizleri indirdi ama asıl hamle mevduat faizlerini sıfırlayarak yapıldı. AMB " sana verdiğim parayı bana getirme, faiz vermeyeceğim, git kredi olarak dağıt" demek istiyor. Bankalar hemen AMB'nin yönlendirmesine ayak durdurdu mu ? Açıklanan rakamlara göre hayır. Paranın %80'i hala AMB'na park ediliyor. Peki bu olaydan bize ne ?


Yurt içi piyasalarının bu işe tepkisi faiz piyasasından başladı. Bono faizleri geriliyor. Beklenti; yüzde 0 faizle Euro bölgesinde duran para Türkiye'ye gelecek. Mantıklı bir beklenti.


Sıcak paranın geleceği beklentisi, içeride faiz indirimini de gündeme getirecek. Zaten faiz,MB tarafından kendisinden hoşlanılmayan bir şey. Ne kadar düşük olursa o kadar iyi ekonomi yönetimine göre. Enflasyondaki düşüşün de desteklemesiyle, büyümede yıl sonu hedefine yaklaşmak, iç tüketimi canlandırmak için faiz indirimi bekleyebiliriz. Faiz ve kur kendisine rakip olan borsada bu durumda yükseliş kaçınılmaz


Yurt dışından sermaye akışı yaşayan, enflasyonu düşük,büyümesi fena olmayan bir ülkenin notu artmasın mı artık ?

Grafik bize bahsettiğim senaryo doğruysa  76.500 seviyesi ve üzerinde kalındıktan sonra 81.000 hedefini gösteriyor. Senaryoda yanlışlık varsa kısa vadede olabilecek dip seviyesi 72 binli seviyeler.


Küçük yatırımcı short pozisyonda. Onları da köşeye sıkıştırmak için yeterli malzeme var gibi duruyor.



4 Temmuz 2012 Çarşamba

Yarin ne olur?

Ecb yarin faiz kararini aciklayacak.Beklenti 0.25 hatta 0.50'lik faiz indirimi. Bu beklenti gerceklesirse ne olur?

Once parite. Faiz oraninin gerilemesi euro yu dolara karsi zayiflatir.Dolara karşı faiz avantajından kayıp yaşayan euroda Eurusd paritesi 1.23 ve altina inebilir.

Borsalar indirim beklentisini satin aldi. Beklenen oranda indirim gelirse once yukari tepki akabinde realizasyon gelebilir. Beklenti alinir gerceklesme satilir.

Altin. Kotu gelen abd verilerinin yaninda ecb den faiz indirimi gelirse fed den parasal genisleme beklentisi daha da canli tutulmaya calisilir. Degeri dolarla olculen varliklarin fiyati yukselir. Altinin da.
Published with Blogger-droid v2.0.6

3 Temmuz 2012 Salı

Vecd Halindeki Biatçı Ekonomistler


Yoksa sende mi hainsin?

Jöleli diyerek haksız yere kendisiyle dalga geçilen büyük Türk düşünürü Yiğit Bulut’un Türkiye’nin ihracat artışına sevinmeyenleri neredeyse ihanetle suçladığı yazısını gördünce, her Türk gibi ben de kendimden bir an şüphe ettim. Acaba hain miydim? Hemen devletin açıkladığı ihracat rakamlarına bakıp detayını görünce derin bir oh çektim. Şükürler olsun hain değildim.

Bizi şüpheye sevk eden, kafa karıştıran, ortalığı aydınlatıyorum diyerek daha da bulandıran ekonomicilerin ilk icraatı değildi bu halbuki. Biattan önce (BÖ) ve biattan sonra (BS) söylediklerini yanyana koyunca, bu tip, kıvırmada dansözleri bile kıskandıran, seri dönen insanların söylediklerini dikkate almak başlı başına akıl sağlığını bozucu bir etkiye sahip. Sadece akıl sağlığımızla oynasalar iyi, cebimizle de oyunuyorlar. BÖ,  ekonomi bugün tapındıkları hale gelmeden 4-5 yıl önce, bugünün tohumları atılırken, mesela borsa 15 bin seviyesindeyken,”bu ekonominin motoru yok,borsalar yalan dolan” diyenler, endeks 30 bine gitmişken insanlara yüksek fiyatlardan dolar aldırıp yıllarca taşıtan, 60 bin olunca da “borsaya gelin endeks 100 bin” diyenler aynı insanlardı. 

Üretmek için bile ithalat yapmak zorunda olan bu ülkede, tasarruf edemeyen bu ülkede günlük ekonomik faaliyetlerin  aksamaması için dışarıdan 300-400 milyon dolar gerekiyorken, sizi gidi faiz lobicileri sizi diyip fırça atanlar, patronlar bankalarını yabancılara satarken ihanetle suçlayanlar aynı kafanın insanlarıydı. Bakın patron bankasını dün yabancıya sattı, bugün 2 tane banka alabiliyor. İyi ki işadamlarımız bu tip ekonomicileri dinlemiyor. Yoksa maazallah…

İhracata sevinme konusuna gelince…Sevinin ihracatımız %13 artmış. İthalat o kadar artmamış. 2011 yılında 100 dolarlık bir mal üretimi yapmak için 41 dolarlık ara malı ithal etmek zorunda olan ülkemiz için, elbette ihracatın ithalattan hızlı artması sevindirici…de, ne ihraç etmişiz acaba ?

İhracat denince burada üretilen malın dışarıya satılması geliyor akla normal olarak. Biz ise üretmediğimiz, bu topraklardan çıkmayan, ithal ettiğimiz altını İran’a ihraç etmişiz. Tutar 3 milyar dolar. Altın ihracatımızı bir kenara koyarsak ihracattaki artış % 6.
Ekonominin gerçeklerine gözleri kapatmak, görmemek nasıl bir vecd halidir ki insanı kendinden geçirir. Biz ülke olarak ekonomide dün yaptığınız gibi ne yerin dibine sokulacak nede bu gün yaptığınız gibi arşa çıkartılacak haldeyiz. Sorunları olan, bu sorunları aşmak için çabalayan bir ekonomiyiz. Ekonomi de rakamlar üzerinden insanları aldatma bilimi değildir.

Tanrı Türk’ü vecde geçmiş, herhangibir uçta biat etmiş gerçeklerden kopmuş ekonomicilerden korusun.

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Ağustos vade düşer mi?

Ağustos vade endeks haftanın ilk gününü 675 puanlık düşüşle 75.800 seviyesinden kapattı. Peki bu hafta piyasada neler yaşanabilir?

Önce eldeki verilere bakalım, piyasa hangi beklentilerle hareket ediyor? Piyasanın şu anki seviyede, daha üstünde veya aşağıda olmasını gerektiren sebepler neler olabilir ?

Dünya ekonomisine dair veriler bir iyi bir kötü geliyor, kafalar karışıyor. Şunu bilmekte fayda var, şu an için veriler sadece işlem hacmini arttıran bir faktör, pozitif veya negatif kalıcı bir etki yaratmıyorlar.

Endekste yükseliş bekleyenlerin tek bahanesi not arttırımı beklentisi.

Düşüş bekleyenlerin bahaneleri daha çok. Suriye gerilimi, yükselmiş fiyatlar vs.

Haftanın seyrini etkileyecek en önemli açıklama perşembe günü Avrupa Merkez Bankası'ndan gelecek, faiz kararı açıklanacak, 0.25lik indirim bekleniyor.

Teknik analiz ne diyor ?
Aşağıdaki grafikte Ağustos vadenin saatlik grafiği görülüyor.
Fiyat kanalın üst bandına değdi ve geriliyor. 77 bin seviyesi kısa vadeli direnç, 75.700 ve 74 bin seviyeleri destek bölgeleri.Haftanın ilk gününde 75.700 görüldü ve tutunmaya çalışılıyor.

Beklentim hafta ortasından itibaren piyasanın kısa vadeli realizasyona geçmesi ve 74.700 lere kadar gerileme.


29 Haziran 2012 Cuma

VOB30 Ağustos vade, beklemedeyim

Şaşırtıcı bir gelişme yok, fiyat kanal içinde hareketine devam ediyor. 76.500 kanal direnci, 74.800 eski direnç-yeni destek. Ağustos vadede henüz pozisyon açmadım.
Şu anki fiyatları hak edecek ne var netleştirinceye kadar beklemede kalmayı düşünüyorum.

26 Haziran 2012 Salı

VOB30 Ağustos vade

Artık ağustos vadeye bakıyorum.Açılan kapanan pozisyonlara bakılırsa Haziran sonuna yaklaştıkça Ağustos vadeli sözleşmeye geçiş görülebiliyor.

Saatlik grafikte yön yukarı. 74.800 aşılırsa 76.500 ilk hedef. Günlük graikte 2 ihtimal var, ya 74.800 aşılmakta orlanılacak ve ikili tepe ihtimali doğacak ya da yükseliş trendi takip edilecek ve 77 binlere yaklaşılacak.

Aşağıda saatlik grafik var.

Savaş=Para veya Para=Savaş, peki ya barış?

Türkiye ekonomisine dair ilginç gelişmeler oluyor. Ekonomideki gelişmeleri politikadanayırmak mümkün değil. Son günlerde  yaşananlara bakarsak tablo daha net görülebilir.
·   Daha önce Türkiye’de şirket satın almış-ortak olmuş yabancı yatırımcılar ülkeden çıkma kararı alıyorlar.

·    Gündemde yokken, daha en az  yıl kadar öncesinde beklenmezken ülkenin notu yükseltiliyor. Kredi derecelendirme kuruluşu “iyisiniz iyi” diyor.

·   Suudi Arabistan “alın nerede kullanırsanız kullanın” diyerek Türkiye’ye 10 milyar dolar veriyor, eskilerin deyimiyle bilabedel,hibe, karşılıksız !!! .

·    Avrupa’da ekonomik yangın bırakın sönmeyi daha da hararetleniyor. Yunanistan’da güç bela hükümet kuruluyor ama hemen bakanlar hastalanıyor, “midem bulandı, başım ağrıdı” diyip hastaneye kaldırılıyorlar, maliye bakanının istifa ettiği söyleniyor , daha koltuğuna oturmadan.

·    Güney Kıbrıs, ben de battım diyip yardım istiyor Avrupa Birliğinden.

Bunlar kabaca ekonomik özet.

Politikada ; Başbakan Obama ile görüşüyor, terör örgütü saldırıyor. Sonra Türk savaş uçağı uluslar arası kara sularında Suriye tarafından düşürülüyor.  Savaş, Suriye’ye müdahele sesleri yükseliyor, içeriden ve dışarıdan.

Ekonomik kriz devam ediyor, toparlanamıyorlar bir türlü, kriz insanlık üzerindeki negatif etkisini büyütüyor. Kriz hem ekonomiyi hem siyaseti bozuyor. ABD ve AB krizinin ilk patlak verdiği günlerden sonra, kriz, bir yerlerde savaş yaşanmadan bitmez söylemleri hatırlanıyor mu ?

Şimdi ekonomiyle politikayı yan yana koyunca, yaptırılmak istenenle, bayram değil seyran değilken  sırt sıvazlama operasyonlarının sebebi anlaşılıyor.

Savaş para demek, parayla savaşılır. Ya da para için savaşılır. Biz ülke olarak, aslında finansal bir savaş ortamına çekilmek istenirken, kendimizi doğru yerde mi konumlandırıyoruz ?

Övgülere,kışkırtmalara,para ya mı kanacağız yoksa barış için gene bedel mi ödeyeceğiz ?

25 Haziran 2012 Pazartesi

VOB 30 Haziran vadede sona yaklaşıyoruz

Endeks saatlik grafikte 74 bini 2 kez gördü en son  73.800'den geri çekildi. Fiyatlar gösterge arasındaki negatif uyumsuzluk devam ediyor. Saatlik grafiğin kanal desteği 71.800 civarında. Bugün için  72 binin altında işlemlerin olması kısa pozisyon ihtimalini  arttırıyor. Fakat panik düşüşler 72 binin altına sarkmadan gelmeyecek gibi.

Vade sonunun yaklaşması bir diğer sıkıntı. Anormal işlemler olabilir. Bu yüzden haziran vade için işlem yapmakta pek hevesli değilim.


22 Haziran 2012 Cuma

VOB Haziran vade..sabırla bekliyorum

Grafikte fiyat ile göstergeler arasında negatif uyuşmazlık var. 73.200 kanal desteği, 73 binin altında kalınırsa 72 bine düşme ihtimali güçlü.

Öneri: BEKLE

19 Haziran 2012 Salı

İşsizlik azalıyor...muş


Mart ayı işsizlik rakamları açıklandı. Müjde !  İşsizlik azalıyor…muş

İşsizliğin azalması, daha fazla insanın evine ekmek götürebilmesi elbette sevindirici gelişme ama işsizlik rakamlarına ekonominin başka rakamlarıyla birlikte bakınca sevincimiz biraz buruklaşıyor. Çünkü rakamlarda sıkıntı var.

Ekonomide geçen seneki  % 8.5 oranındaki büyümenin ardından bu yıl yumuşak iniş senaryosuyla ekonomide vites küçülterek büyümenin %  4 civarında olması hedefleniyor.

Büyüme demek daha fazla mal ve hizmet üretmek demek. Büyüme demek mevcut çalışanların işlerini muhafaza etmesi, bunun yanında yeni işletmelerin açılmasıyla yeni işgücü alanlarının açılması, işsizlere iş demek. Son 12 ayda Türkiye’deki 15 yaşın üstündeki nüfus 1 milyon 196 bin artmış. Şimdi nüfus artışı hız kesmezken, çalışabilir insan sayısı artıyorken, büyümede hız kesilirken işsiz sayısında azalma nasıl oluyor ?

2011’in mart ayından 2012’nin mart ayına kadar geçen sürede 531 kişi istihdam edilmiş. Ama sanayide değil,sanayiyi-ticareti tamamlayan  hizmet sektöründe ve kamuda. Eğitim ve sağlık alanında 250 bin kişiye, savunma  ve kamu yönetiminde 122 bin kişiye iş bulunmuş. Yani devlet, ekmek kapısı olmaya devam ediyor.

Üreten sektörlerde değil, hizmet veren servis veren sektörlerde istihdam yaratılmış.

Sanayi sektörüne, özelinde de imalat sektörüne baktığımızda kapasite kullanım oranı, yani bir üretim biriminin belirli bir dönemde fiilen gerçekleştirdiği üretim miktarının fiziki olarak üretebileceği en yüksek miktara olan oranı, büyümedeki hız kesmeye hedefine, yumuşak iniş beklentisine uygun. Sanayide çalışan sayısı azalıyor.

Sanayide üretim hız kesiyorken, üreten sayısı, çalışan sayısı azalıyorken, hizmet sektöründe, turizmde kamuda çalışan insan sayısının artması sevindirmesin bizi. Çünkü üretmeden büyümeyi sürdürmek mümkün değil, o büyüme kalıcı değil. Böyle bir ortamda işsizliğin azalması, iş bulanlar için sevindirici elbette ama ekonominin geneline bakınca çok da sevinilecek bir tablo değil.

12 Haziran 2012 Salı

Spot buğday

Buğday fiyatı 6 gün içinde 584 dolar seviyesinden 721 seviyesine kadar yükselmişti. 21 Mayıs'ta gördüğü 721 seviyesinden gerilemeye başlayarak 10 işlem gününde sert yükselişi iade etti ve 612 dolar seviyesine düştü. Önce %23'lük bir yükseliş ardından yaklaşık % 15'lik bir gerileme.

Şimdi 612 seviyesinden 641 seviyesine yükseliş denendi.

Buğday 600 ile 675 arsına sıkışmış gibi.674 dolara kadar önemli bir direnç yok. Zaten önemli olan 675 dolar seviyesinin üzerinde kalabilmek. 675'in üstünde kalınmadıkça tekrar sert geri çekilmeler izleyebiliriz.




634 dolarda 50 günlük hareketli ortalama mevcut. 634'ün üzerinde kalırsa 675'e sıçrama olabilir. Aksi taktirde zayıf kalmaya devam ederse hedef yine 600 dolar ve altı.

Yaşasın cari açık küçülüyor !


Cari açık rakamları açıklandı, 2012 ocak-nisan döneminin 4 aylık cari açık rakamı 21.2 milyar dolar olmuş. Bu rakam 2011’nin ocak-nisan döneminde 29.2 milyar dolardı.  Cari açıkta geçen yılın ilk çeyreğine göre yüzde 27 oranında gerileme var, ciddi bir gerileme.

Türkiye için cari açıkta gerileme demek, büyümede vites küçültme demek. Yani cari açığımız azalıyorsa büyüme hızında yavaşlama olacak. Bu durum ekonomi yönetimi tarafından zaten öngörülen ve hedeflenen bir gerileme. Ne kadar cari açık, o kadar büyüme.

Cari açığın küçülmesinde başarı,ihracatın ithalattan daha çok artmasıyla oldu. Yurt dışından daha çok döviz aldık, yurt dışına daha az döviz gönderdik. İhracatın ithalattan daha hızlı artması gayet olumlu ve sağlıklı bir gelişme. Bu pozitif durumu bir kenara not aldıktan sonra Türkiye cari açığını nasıl finanse etti, yani nerelerden döviz buldu da yurt içine soktu ona bakarsak, tablo biraz ekşileşiyor.

Cari açık rakamsal büyüklük olarak can sıkıcı veya istenmeyen ama mecbur kalınan bir durumken, açığın ne şekilde finanse edildiği, dövizin ne amaçla yurt içine geldiği yani cari açığın finansman kalitesi de ayrı bir dert.

İlk 4 aylık cari açığımız 21.2 milyar dolar.
Ülkeye döviz girişi olarak görülen kredi, yani borç tutarı : 11 milyar dolar
Para ve sermaye piyasalarına, paradan para kazanmak için gelen, ürkek ve agresif döviz miktarı : 6,3 milyar dolar
Nereden geldiği, niye geldiği,nereye gideceği belli olmayan döviz miktarı : 2,9 milyar dolar
Yukarıda saydığımız 3 başlıktan farklı olarak ülkeye yatırım amacıyla gelen,uzu vadeli, elini taşın altına koyan,ülkenin kaderini paylaşan döviz miktarı 2,5 milyar dolar.

Tablodan çıkan sonuç: ülkeye giren her 100 doların 88 doları sıcak para, agresif,ilk krizde kaçan,kaçarken krizi büyüten para.

Türkiye ekonomisi elin parasıyla birşeyler yapmaya, üretmeye ayakta kalmaya çalışıyor. Fakat mevcut üretim sistemi Türk insanına değil, para getirene yarıyor. Bu şekilde ayakta kalmak zor. Sistemin sonsuza dek borç parayla dönmesi de mümkün değil. Kriz sözcüğünün üretici-esnaf arasında gündelik hayata yapışması boşuna değil.

3 Haziran 2012 Pazar

Bakır fiyatları

Bakır fiyatları son 3-4 aydır yatay bir bant içerisinde hareket ediyordu.

Geçtiğimiz haftalarda bu üç aylık yatay seyir kırıldı ve bakır fiyatı aşağı yöneldi. Düşüş sadece bakır için değil, tahıl hariç tüm emtialar düşüyor. Bunun nedeni de doların güçlü olması. Güçlü dolar emtia fiyatlarını baskılıyor. 


AB'de  işlerin çözümsüz görülmesi dolara değer kazanıyor. Bu durum emtiayı da etkiliyor.


Fakat ABD'nin de hala kendi içinde ekonomik sorunları var. 


Bakır için konuşursak Çin'in büyümesi emtia piyasası için özellikle de bakır için çok önemli. Çünkü Çin en büyük bakır ithalatçısı. Sanayi rakamlarındaki düşüş ileride Çin'deki büyüme rakamlarının düşük geleceği yönünde yorumlanabilir. Çin'in konut kredilerini kısması ve otomobil sektöründe daraltıcı hamleleri yapıyor olması emtia cephesinde en çok bakırı etkiliyor. Bu durum bakır fiyatlarının gerilemesine neden oluyor. 


Arz yönlü bakıldığında bakır üretiminde açık olması yönünde beklentinin olması arz yönlü bir fiyat yükselişi beklentisi yaratabilir ancak Çin'deki stoklar bu arz şokunu ortadan kaldırabilir.